![]() |
Kurban
|
Yönetmen: Andrei Tarkovski / Yapım Yılı: 1986 / Süresi: 149 dakika / Dili: İsveççe, İngilizce, Fransızca / Renk: Renkli / Senaryo: Andrei Tarkovski / Müzik: Johann Sebastian Bach, Watazumido Shuso / Görüntü Yönetmeni: Sven Nykvist OYUNCULAR: Erland Josephson, Susan Fleetwood, Valerie Mairesse, Allan Edwall, Gudrun Gisladottir, Sven Wollter, Filippa Franzen, Tommy Kjellqvist
Filmin olay örgüsü Uzun bir jenerik bölümü Leonardo’nun bitmemiş resmi “Üç Bilge Kralın Ziyareti” adlı tablosu üzerinde görülürken, buna Bach’ın Aziz Matta’nın Acısı eserinden bir bölüm eşlik eder ve jenerik bölümü tablonun merkezindeki ağaca doğru yukarı bir hareketle sona erer. Film Alexander ve genç oğlunun ışıltılı bir denize karşı kuru bir ağacı dikmeye çalışmasıyla başlar. Bu sırada Alexander oğluna Zen meseline benzer bir şey anlatmaktadır. Az sonra postacı Otto bisikletiyle gelir; kutlama telgrafları getirmiştir. Böylece Alexander’ın 50. doğumgünü olduğunu anlarız. Ailesiyle yapacağı kutlamaya postacının yanısıra yakın bir aile dostu ve doktor olan Victor da katılacaktır. Victor, kendisinden hep “Küçük Bey” diye söz edilen genç çocuğun gırtlağını ameliyat etmiştir ve çocuk bu nedenle henüz konuşamamaktadır. Alexander eski bir oyuncu ve şu anda başarılı bir gazeteci, düşünür ve akademisyendir. Görünüşte sakin ve kendine hakimdir ama gerçekte kişisel bir bunalım, varoluşsal bir huzursuzluk yaşamaktadır. Günün ağırbaşlı kutlamaları sırasında Alexander ve geçmiş yaşamı hakkında daha fazla şey öğreniriz. Aynı şekilde postacı Otto’nun paranormal görüngüler hakkında deneyim ve bilgisi olduğunu da öğreniriz. Akşama doğru bir TV yayını, önceden yukarıdan hızla geçen jetlerin (veya füzelerin) sesinin patlak veren bir nükleer savaşla ilintili olduğunu haber verir. Çocuk karyolasında uyumaktadır. Geri kalanlar ise suskun ve ümitsiz bir şekilde aşağı katta bekleşirken Alexander sevgili evinin üst kattaki çalışma odasında (bu ana kadar inanmadığı) Tanrı’ya yemin eder: Eğer Tanrı olanaksızı gerçekleştirir ve dünyayı eski haline getirirse Alexander bundan sonra sessizlik içerisinde yaşayacak, oğlu ve sevgili evi de dahil olmak üzere en sevdiği ne varsa her şeyden feragat edecektir. Gecenin ilerleyen saatlerinde postacı Otto Alexander’ı çalışma odasında ziyaret eder ve ondan gidip Maria ile yatmasını ister. Maria adanın öte tarafında yaşayan ve evde de yarı-zamanlı hizmetçilik yapan bir kızdır ve Otto onun “en iyisinden” bir cadı olduğunda ısrarlıdır. Otto, işlerin eski haline dönmesinin tek yolunun Alexander’ın Maria ile yatması olduğunu söyler. Alexander Otto’nun bisikletini ödünç alarak gecenin karanlığında Maria’nın evine gider. Ayinsel bir şekilde ellerini yıkadıktan ve annesiyle ilgili dokunaklı bir hikaye anlattıktan sonra uysal ve lütufkâr Maria’yı kendisiyle sevişmeye ikna etmeyi başarır. Cinsel birleşmeleri birbirine sarılmış bedenlerinin havaya kalkmasıyla son bulur. Alexander sabahleyin evindeki çalışma odasında uyandığında elektiriğin geldiğini farkeder. Sanki bir önceki gün gibidir. Görünüşe göre Tanrı’ya verdiği sözü tutmak üzere, diğerlerini kandırarak evden uzaklaştırır ve sonra neşeli bir şekilde evi ateşe verir. Ev cayır cayır yanarkenAlexander çevredeki çamurlu arazide deliyle yaramaz bir çocuk arası bir halde dolanıp durur. Yangın şaşkın haldeki aileyi geri getirmiştir ve Alexander’ın maskaralıklarına boş yere engel olmaya çalışırlar ve bu sırada “iyi cadı” Maria da öbür taraftan görünür. Çok geçmeden bir ambulans gelir. Yarı-komik koşturmalardan sonra, sessizlik yemininden dolayı yaptıklarını açıklayamayan Alexander sonunda araca tıkılır ve götürülür. Takip ettiğimiz ambulans “Küçük Bey”in yanından geçer. Çocuk, filmin başında dikmiş oldukları (önceki gün mü, aynı gün mü bilmeyiz) ağacı sulamaktadır. Ambulansı son bir kez görmek için bu noktaya kadar bisikletiyle gelmiş olan Maria sessizce uzakta kayboluşunu seyreder ve sonra Otto’nun gelmiş olduğu yoldan bisikletiyle uzaklaşır. “Küçük Bey” ağacın dibine uzanmış bir halde gökyüzüne ve ağacın dallarına bakarken ilk ve tek sözlerini söyler: “Önce Söz vardı. Neden, baba?” Film kameranın yavaşça yukarı doğru ağacın gövdesi boyunca hareketiyle sona erer (filmin başlangıcında Leonardo’nun resmettiği ağaçtaki yukarı doğru hareketi tekrarlamaktadır). Ve sonra kuru dalları pırıltılı denizin önünde görürüz. Bunun üzerinde Tarkovski’nin filmi oğluna ithafı görülür.
|