080 Eight Easy Steps - Alanis Morissette
 
 

"Eight Easy Steps" 1974 doğumlu Kanadalı şarkıcı ve besteci Alanis Morissette'in 2004'te piyasaya çıkan altıncı stüdyo albümü So-Called Chaos için bestelediği şarkılardan biri. Sekiz kolay adımda nasıl "kişisel gelişim" yardımı sağlayacağını anlatan şarkı sözleri hayatla kurduğumuz ilişkileri ironik bir yaklaşımla ele alıyor...

 
ETİKETLER: MÜZİK

 

 

 
079 Colonna Missal
 
 

Apergament manuscript decorated by Julije Klovic (1498-1578), known as Giulio Clovio. It is an illuminated missal created c.1532 for Cardinal Pompeo Colonna (1479-1532), showing some extraordinary Egyptianising motifs.

 
ETİKETLER: KİTAP / YAZI

 

 

 
078 Laurel-Hardy
 
 

Buradaki video Laurel-Hardy'nin Liberty adlı 1929 yapımı adlı sessiz filminden bir sahne. Filmde Laurel ve Hardy hapisaneden kaçmışlardır ve alelacele pantolonlarını değiştirirken, birbirlerinin pantolonlarını giyerler. Ama şehrin ortasında pantolonlarını değiştirecek uygun bir yer arayışları onları inşaat halindeki bir gökdelenin tepesine kadar sürükler. Çelik karkaslar üzerinde tehlikeli ilerleyişlerine, Hardy'nin pantolonuna gizlice giren bir yengeç ayrı bir heyecan katacaktır.

 
ETİKETLER: SİNEMA

 

 

 
077 Howlin' Wolf: "Blues Nedir?"
 
 

Howlin' Wolf'tan yürek kanırtan bir Blues tanımı... Serbest ve özet tercümesi pekala şöyle olabilirdi: Hayatın kıyısız denizlerinde, insanın dibe vurmuşluğunu tıngırdatan müzik... Ahanda Blues! Rahatın yerindeyse, arkana kaykılarak da dinleyebilirsin:

"A lot of people want to know what is the blues. I hear a lot of people saying ‘the blues, the blues’ but I’m gonna’ tell you what the blues is. When you ain’t got no money, you got the blues. When you ain’t got no money to pay your house rent, you still got the blues. A lot of people talk about ‘I don’t like no blues’ but when you ain’t got no money and can’t pay your house rent and can’t buy you no food you damned sure got the blues. That’s where it’s at. I tell you. That’s where it’s at. If you ain’t got no money you got the blues. ‘Cause you’re thinking evil. That’s right. Any time you’re thinkin’ evil you’re thinking about the blues. See. If you ain’t, if you, if you’re getting everything you were sent, and don’t need nothing, you don’t have no right to worry about nothing. But when you ain’t got nothing then you got to worry about something, and that’s why the blues come in. And Lord, first thing is that you know ‘I don’t have this, and I don’t have that’ and you look over there at these other people, and they got this and got that, and in your heart you feel like that you ain’t nobody, you got the blues."

 
ETİKETLER: MÜZİK

 

 

 
076 Kalori Kuralları...
 
 

Aşağıda alıntıladığımız kalori kurallarına harfiyen riayet edecek olursanız, kilo almanıza katiyen imkan yok...

- Bir şey yerken kimse seni o anda görmüyorsa, o yediklerinde kalori yoktur.

- Eğer light limonata içersen ve bunun yanında çikolata yersen, çikolatadaki kaloriler light limonata tarafından yok edilir.

- Eğer başkalarıyla beraber yiyorsan, o zaman sadece onlardan fazla yediğin kaloriler sayılır.

- İlaç niyetine kullanılan yiyecekler hiç sayılmaz zaten… Mesela sıcak çikolata, kırmızı şarap, konyak…

- Eğlence amaçla tüketilen yiyeceklerin kalorileri yoktur (patlamış mısır, fıstık, limonata, çikolata ya da şekerleme). Mesela film izlerken ya da müzik dinlerken - çünkü onları gıda olarak almıyoruz, sadece eğlencenin bir parçasıdır onlar.

- Pasta dilimleri veya kurabiyelerin de kalori yoktur. Çünkü onlar kesildiğinde veya kırıldığında
içlerindeki yağ uçar gider.

- Yemek hazırlarken bıçak, tencere ya da kaşıkları yalarken kalori almazsınız, çünkü onlar yemek
yapmanın bir parçasıdır.

- Renkleri aynı olan gıdaların kalori değerleri de aynıdır (domates ve çilek reçeli ya da mantar ile beyaz çikolata).

- Dondurulan gıdalarda kalori yoktur. Çünkü kalori ısı birimidir.

Bu eğlenceli yazıyı alıntıladığımız blog sayfasının adı bu: Burcuherzamanhaklıdır. Yanında yine kendisine ait müzik blogu da bedava...

http://bbseksenbir.tumblr.com/

http://dinlesene.tumblr.com/

 
ETİKETLER: İNTERNET SÖRFÇÜSÜ

 

 

 
075 Pulp Fiction: Dans Sahnesi...
 
 

Pulp Fiction (1994) Quentin Trantino'nun ilginç filmlerinden biri... Filmin en güzel bölümlerinden biri de hiç kuşkusuz John Travolta ve Uma Thurman'ın birlikte dans ettikleri sahne... Arkada çalan müzik ise Chuck Berry'nin "You Never Can Tell" adlı şarkısı...

 
ETİKETLER: SİNEMA

 

 

 
074 HuDost seslendiriyor: "Hunger"...
 
 

Bu videoda HuDost grubu "Hunger" adlı parçalarını seslendiriyor...Başlangıçta Moksha Sommer ve Jemal Wade Hines ikilisinden oluşan gruba sonradan başka müzisyenler de katıldı. Indie World Rock tarzında müzikler yapan grubun müzikleri geleneksel Sufi müziği, Bulgar, Hırvat, Makedon ve Balkan folk müziğinin, İran, Türk, Arap ve Folk, Pop ve Rock müziklerinin zengin ve eklektik bir harmanından oluşuyor.

Ayrıca grubun BaBoom adlı parçaları da dinlemeye değer: Dinlemek için tıkla>>

 
ETİKETLER: MÜZİK

 

 

 
073 Marcus Miller & Burhan Öçal
 
 

Bu videoda Marcus Miller ve Burhan Öçal abilerimiz karşılıklı attırıyorlar... Biri gitarı, biri de darbukasıyla... Dinlemeden geçmeyin...

 
ETİKETLER: MÜZİK

 

 

 
072 Simon's Cat
 
 

"Simon's Cat" ingiliz animasyoncu Simon Tofield'in yaptığı bir animasyon dizisi... Kedilerin halet-i ruhiyelerini çok eğlenceli bir dille anlatan bu animasyonları izlemeye bayılacaksınız...

http://www.simonscat.com/Films/

 
ETİKETLER: VİDEO

 

 

 
071 Hintli guru Osho'dan "Fuck" dersi...
 
 

Osho Hintli bir guru... Bu konuşmasında İngilizce'deki "fuck" sözcüğünün neden ve nasıl bu kadar yaygın olduğunu anlatıyor... Dinleyenler de gülmekten kırılıp geçiyor... Aşağıda, bu konuşmanın İngilizce transkripsiyonunu okuyabilirsiniz:

"When Friedrich Nietzsche declared, "God is dead," he himself became utterly helpless no consolation, no hope, no meaning. He had to go through a long process of insanity.

Nietzsche seems to me to be the most important figure that has dominated the world in this century. Without any argument his statement has infiltrated into every mind. But he was not aware of the implications. I have no problem if God is dead. There is no need to mourn his death.

The problem is that if God is dead, then you lose the most important word in your language and you will need a substitute. God was one end, one extreme, and when one extreme disappears from your mental vision, the necessary and inevitable is that you will fall to the other extreme.

And that's what has happened, Milarepa. Instead of God, “fuck” has become the most important word in our language. Even if Friedrich Nietzsche comes back, he will be surprised and he will try to resurrect somehow the dead God, because this is stupid. But you will need a whole report on it, a whole research.

One of the most interesting words in the English language today is the word `fuck'. It is a magical word. Just by its sound it can describe pain, pleasure, hate and love. In language it falls into many grammatical categories. It can be used as a verb, both transitive, "John fucked Mary," and intransitive, "Mary was fucked by John", and as a noun, "Mary is a fine fuck." It can be used as an adjective, "Mary is fucking beautiful."

As you can see, there are not many words with the versatility of fuck. Besides the sexual meaning, there are also the following uses:

Ignorance: Fucked if I know.
Trouble: I guess I am fucked now!
Fraud: I got fucked at the used car lot.
Aggression: Fuck you!
Displeasure: What the fuck is going on here?
Difficulty: I can't understand this fucking job.
Incompetence: He is a fuck-off.
Suspicion: What the fuck are you doing?
Enjoyment: I had a fucking good time.
Request: Get the fuck out of here.
Hostility: I'm going to knock your fucking head off!
Greeting: How the fuck are you?
Apathy: Who gives a fuck?
Innovation: Get a bigger fucking hammer.
Surprise: Fuck! You scared the shit out of me!
Anxiety: Today is really fucked.

And it is very healthy if every morning you do it as a transcendental meditation just when you get up, first thing, repeat the mantra "fuck you" five times; it clears your throat too!

Okay, Vimal?"

 
ETİKETLER: VİDEO

 

 

 
070 Gerçek renkler...
 
 
Dünyanın en büyük kalem üreticilerinden biri olan Faber-Castell 2010 Aralık ayında çok ilginç bir dizi matbu reklam yayınladı. "Gerçek Renkler" sloganıyla yayınlanan bu reklamlar grafik tasarımcı Fabian Halder tarafından hazırlandı.
 
ETİKETLER: İLGİNÇ REKLAMLAR

 

 

 
069 Albert Camus
 
 
“Ölüm bir istatistik ve devlet işi oldu mu, dünya işleri artık iyi gitmiyor demektir. Ama, ölüm soyutlaştı mı, yaşam da soyutlaştı demektir. Bir adamın yaşamını bir ideolojiye kul köle etmek, onu soyutlaştırmak değil de nedir? İşin kötüsü, biz, ideolojiler, hem de toptancı ideolojiler çağındayız. Bu ideolojiler, kendilerine, dar kafalarına, budalaca mantıklarına o kadar güveniyorlar ki, dünyanın esenliğini yalnız kendilerinin başa geçmesine ve başkalarının boyun eğmesine bağlı görüyorlar. Oysa, bir insana ya da herhangi bir şeye boyun eğdirmeyi istemek, onun kısır, sessiz, hatta ölü olmasını istemek demektir. ” Albert Camus - Özgürlük Tanığı >>
 
ETİKETLER: ÜNLÜLER

 

 

 
068 Conrad Roset
 
 
Conrad Roset Barcelonalı İspanyol bir illüstratör. En güzel illüstrasyonu da bu galiba...
 
ETİKETLER: İLLÜSTRASYON

 

 

 
067 Moda dünyasında karizmanın fena çizildiği anlar…
 
 
O daracık podyumda, o koca topuklu ayakkabılarla yürümeye çalışan modeller arada bir düşerek karizmayı fena çizdiriyorlar... Bazı düşmeler öyle böyle değil... Paldır küldür podyumdan düşenler bile az değil...
 
ETİKETLER: VİDEO

 

 

 
066 Vesper Ekspress
 
 
Leonor Fini (1907 – 1996) Arjantinli bir kadın sürrealist ressam. Burada sanatçının Vesper Ekspress adlı tablosunu görüyorsunuz. Sanatçı bir çok kediyle birlikte yaşıyordu. Bir seferinde kedilerinin sayısı 23'e ulaşmıştı. Kedilerinden birinin hasta olması sanatçıyı büyük bir depresyona sokabiliyordu.
 
ETİKETLER: RESİM SANATI

 

 

 
065 Maeklong Demiryolu Pazarı
 
 
Tayland'daki Maeklong Demiryolu Pazarı'ndan günde dört kez tren geçiyor... Ve her geçişte pazar toplanıp yeniden kuruluyor... Nasıl mı? Mutlaka seyredin...
 
ETİKETLER: VİDEO

 

 

 
064 Hemen yargılama...
 
 
"Hemen Yargılama" (Don't Judge too quickly) Ameriquest adlı Amerikan mortgage şirketinin bir dizi komik reklam filminde kullanılan bir slogan. Slogan, "Biz öyle yapmıyoruz" (We wont) sözüyle devam ediyor ve şirketin diğer mortgage şirketlerinden farkını vurguluyor. Serinin bazı reklamları gerçekten çok eğlenceli...
 
ETİKETLER: İLGİNÇ REKLAMLAR

 

 

 
063 Kapitalist Sistemin Piramidi
 
 
Amerika'daki kapitalist yönetimin hiyerarşik sistemini provokatif bir şekilde resmeden "Kapitalist Sistemin Piramidi" adlı bu poster 1911 yılında yayınlandı. Piramidin tepesindeki devletin yanında "Sizi yönetiyoruz" yazıyor. Hemen altında ruhban sınıfı "Sizi kandırıyoruz" diyor. Onun altında ordu yer alıyor. Onlar ise şöyle diyor: "Size ateş ediyoruz." Onların altında yer alan burjuva sınıfı ise "Sizin yerinize yiyoruz" diyor. En alttaki bütün piramidi sırtlarında taşıyan işçi sınıfı ise şunları söylüyor: "Hepiniz için çalışıyoruz" ve "Hepinizi besliyoruz". Posterin yayınlandığı zamandan bugüne tam yüz yıl geçmiş. Değişen çok şey var mı acaba?
 
ETİKETLER: POSTER

 

 

 
062 Librivox
 
 
Yabancı dilde "audio book" (sesli kitap) dinlemek, yabancı dilinizi geliştirmeniz için çok iyi bir imkan... Librivox adlı sitede başta İngilizce olmak üzere çeşitli dillerde çok sayıda "audio book" var. Mp3 formatında çok rahatlıkla dinleyebileceğiniz bu sesli kitapların metinlerine de ulaşmanız mümkün... Yabancı dil pratiği açısından, metinden takip ederek "audio book" dinlemek gibisi yok...

https://catalog.librivox.org/

 
ETİKETLER: İNTERNET SÖRFÇÜSÜ

 

 

 
061 Modernizmin deli gömleğinden kaçış...
 

 
1950 tarihli bu Artrosil B1 ilaç reklamı, İtalyan tasarımcı Franco Grignani (1908-1999) tarafından İtalyan Dompé Pharmaceutical ilaç şirketi için hazırlanmış. Franco Grignani bu tasarımında, “İsveç konstrüktivizmi ve Mondrian etkisinin dayattığı geometrik ve tipografik deli gömleğinden kaçmaya çabaladığını” söylüyor...
 
ETİKETLER: TASARIM

 

Sayfa 4

1 - 2 - 3 - 4