BİYOLOJİK SAVAŞIN
KİRLİ TARİHİ
 
 
 
İkinci Dünya Savaşı
 
 
Japon ordusu Çinli savaş esirlerini biyolojik silahları test etmede kullandı. Yukarıdaki resimde, 1945 yılında ortadan kaldırılmadan önceki haliyle Ping Fan biyolojik savaş araştırma kompleksinin havadan görünüşü görülüyor. Kompleksin ortasında, biyolojik deneyler için tutulan mahkumların bulunduğu iki özel hapishane bulunuyor.
 
 

Almanlar Birinci Dünya Savaşı'nda küçük ölçekte biyolojik silahlar kullanırken, Japon ordusu 2. Dünya Savaşı öncesinde ve İkinci Dünya Savaşı boyunca büyük ölçekli bir biyolojik savaş yürüttü. Çin'e yönelik biyolojik saldırılar İmparatorluk Ordusu'ndaki kötü şöhretli Birim 731'in öncülüğünde gerçekleştirildi.

İşgal altındaki Mançurya'da, 1936 yılından başlayarak Japon bilim adamları şarbon, kolera, tifüs ve veba gibi çeşitli hastalık âmillerinin öldürücülüğünü test etmek için insanları kobay olarak kullandılar. Bu yolla en az 10 bin kişi öldürüldü.

Aktif askerî harekâtlarda, çoğunu Çinli sivillerin oluşturduğu yüzbinlerce sivil biyolojik silahların kurbanı oldu. 1940 Ekiminde Japonlar Zhejiang eyaletindeki Ningbo ve Quzhou şehirlerine uçaklardan veba-bulaştırılmış pirelerle dolu kağıt torbalar attılar. Başka saldırılarda kuyuları kirletip, zehirli gıdalar dağıttılar. Ne var ki, Japon ordusu hiçbir zaman patojen katılmış bombalar gibi gelişmiş biyolojik silahlar üretmeyi başaramadı.

Birim 731'in liderleri ufukta Japonya'nın yenilgisini görünce kayıtlarını yaktılar, teseslerini yok ettiler ve Japonya'ya kaçtılar. Daha sonra Amerikan kuvvetleriyle bir anlaşma yaparak savaş suçları kovuşturmasından muaf kalma karşılığında yaptıkları çalışmaları ayrıntılı bir şekilde anlattılar.

İkinci Dünya Savaşı sonunda Amerikalılar ve Sovyetler biyolojik silahlar üretmede hayli mesafeler elde etmiş bulunuyorlardı.