Uyanın, çünkü kötü düşler görmektesiniz!
Uyumayın, çünkü korkunç yaklaşıyor.

Bulur seni de, kan dökülen yerlerden çok uzakta olsan bile,
rahatsız edilmek istemediğin ikindi uykularında
gelir bulur seni de.
Bugün değilse yarın,
hiç kuşkun olmasın.

“Ey tatlı uyku
kırmızı çiçekli yastıkta,
Anita’nın üç haftada işlediği, yılbaşı hediyesi yastıkta
ey tatlı uyku,
kızartma yağlı da taze ise sebze.
Uykuların eşiğinde hatırlanır dün geceki filmde
“Haftanın Olayları”: Hamursuz’da kesilen kuzular, uyanan doğa
Baden-Baden’de açılan kumarevi,
kayık yarışlarında Cambridge, Oxford’u üç boy farkla yendi..
yeter zihni oyalamaya bunlar.

Ey bu yumuşak yastık, ekstra kuş tüyleri!
Unutulur üstünde dünya dertleri, örneğin şu haber:
Çocuk düşürten sanığın sözleri, kendini savunurken:
Yedi çocuklu bu kadın bana geldi, kucağında emzikteki
Ne bez, ne kundak, gazeteye sarmıştı.
Ne yapalım, mahkemelik işler bunlar, değil bizim işimiz.
Hem elden ne gelir, birinin hayatı çetinse ötekinden.
Ve torunlarımız savaşsın yarınlarla.”

“Ah, hemen de uyudun mu? Aman, uyan, dost!
Bak, dikenli tellerle çevrilmiş çevren, yüksek gerilim
Ve dikilmiş nöbetçiler.”

Hayır, uyumayın, dünya düzencileri durmadan çalışırken!
Güçlerinden kuşkulanın, ki biz sizin için edindik bu gücü, derler.
Bırakmayın, kalpleriniz boş olmasın, boşa çıksın hesapları!
Havacıva şeyler yapın, şarkılar söyleyin, sizlerden umulmayan şarkılar!
Dayatın, kum olun dünya dişlilerinde, yağ olmayın!

 

Çeviri: Behçet Necatigil