Romanın bir aldatmaca olduğu kimin umurunda... Yeter ki içinde ateşli aşk sahneleri olsun... Ve en iyisi mi kültürel bataklığın derinliğini hiç mi hiç ölçmeye kalkmamalı. Anlaşılan bu bataklığın dibi falan yok!
 

960’lı yılların sonlarında, Newsday köşe yazarlarından Mike McGrady edebî ve sanatsal beğeni standartlarının Birleşik Devletler’de hızla aşağılara düştüğüne ikna olmuştu. En aşağı ortak paydaya hizmet eden medya sansasyonalizminin aralıksız akışıyla sağlanıyordu bu. Böylece McGrady Amerikan kültürel bataklığının derinliklerini ölçebilmek için bir deney yapmaya karar verdi. Hiçbir iyi tarafı olmayan bir roman yazdıracak, romanda herhangi bir olaylar dizisi ya da karakter gelişimi, herhangi bir toplumsal içgörü ve kesinlikle herhangi bir dil ustalığı olmayacaktı. Okuyucunun ilgisini ayakta tutması beklenecek tek bir şey olacaktı romanda: birçok müstehcen seks sahnesi. Ve romanın her bölümünde en az iki seks sahnesi olacaktı (bu, günümüz standartlarına göre pek de fazla sayılmaz, değil mi?). Bu şekilde, eğer roman başarı kazanırsa bu Amerikan halkının her türlü beğeni standartlarından yoksun olduğunu kanıtlayacaktı.

Romanın konusunu, banliyöde oturan bir ev kadınının, bir başkasıyla ilişkisi olan kocasından intikam almak için mahalledeki bütün evli erkeklerle yatma planı yapması oluşturacaktı.

McGrady Newsday gazetesinde çalışan yirmidört arkadaşını romanı yazmada kendisine yardımcı olmaya ikna etti. Her biri ayrı bir bölümü yazacaktı. Böylece herbiri diğerlerinden daha bayağı bir düzeyde yazmaya çalışacak yirmidört deneyimli gazeteci işe koyuldu. Sonunda, yazılanlardan onbeş bölüm seçildi ve ortaya çıkan türlüye, açık saçık şeyleri ima eden Çıplaktı Gelen Yabancı (Naked Came the Stranger) başlığını verdiler. Artık büyük bir Amerikan kandırmacası doğmak üzereydi.

Kitap 1969 yılında satışa sunuldu. Yoğun bir tanıtım kampanyası yapıldı ve kitabın kapağına çıplak bir kadını resmi kondu. McGrady’nin alımlı baldızı, kitabı Penelope Ashe takma adıyla yazan yazar rolünü oynamayı kabul etti ve röportajlarda dekolte elbiseler giyerek ve cinsel özgürlüğün zevklerinden söz ederek rolünü sonuna kadar büyük bir başarıyla oynadı.

Şaşırtıcı olmayan bir biçimde kitap iyi sattı. Öyle ki, New York Times’ın en çok satan kitaplar listesinde yer aldı. Ama çok geçmeden, bir kandırmacadan para kazanmaktan suçluluk duyan bazı “yazar”lar, işin aslını basına sızdırdılar. Bomba Times gazetesinde patladı. Olay bütün dünyada haber oldu. Ama bu kitabın satışlarına darbe vurmak şöyle dursun, kitabın daha da çok satmasına ve uluslararası bir bestseller olmasına yol açtı. 

 


Eğer McGrady deneyinin Amerikalıları seviyesizliklerinden vaz geçmeye ikna edebileceğini umuyorduysa yanılıyordu. Okuyucular kandırmacaya omuz silkip sevdikleri ateşli aşk maceralarını okumayı sürdürdüler.

Çıplak Geldi Yabancı büyük bir pazar başarısı haline geldi ve filme uyarlandı. Öte yandan bu kitap bir yığın çok-yazarlı romanlara esin kaynağı oldu ve bunların bir çoğu özgün yapıta göndermede bulunarak “Çıplaktı Gelen …” başlığını taşıyordu.

En iyisi mi kültürel bataklığın derinliğini hiç mi hiç ölçmeye kalkmamalı. Anlaşılan bu bataklığın dibi falan yok!