3. Çökmüş yıldızlar ve karadelikler
 

Bir karadelik uzayda bir bölgedir. Bu bölgedeki kütleçekim gücü o kadar fazladır ki hiçbir madde, ışık veya herhangi bir komünikasyonun dışarıya kaçabilmesi mümkün değildir. Bundandır ki karadelikler dışarıdan kara renkte gözükür. (Ne var ki, bir karadelik çevresindeki gaz çok parlak olabilir.) Karadeliklerin yıldızların çökmesiyle oluştuğuna inanılıyor. Uzaya ısı ve ışık yaydıkları sürece derinliklerindeki nükleer reaksiyonların ısısıyla yaratılan dış basınç ile kendi içine yönelik kütleçekimine karşı kendilerini destekleyebilirler. Ne var ki, her yıldızın günün birinde nükleer yakıtı biter. Böyle olunca, dengesizleşen kütleçekimsel çekimi yıldızın kendi içine çökmesine sebep olur. Teoriye göre, eğer sönmüş bir yıldızın kütlesi Güneşimizden üç kat daha büyük ise kütleçekimsel çöküş kaçınılmaz olur. Yıldız kendi içine çökerek bir karadelik oluşturur. Kendi ekseninde dönmeyen bir çökmüş yıldızın büyüklüğü, kendini önceleyen yıldızın kütlesiyle orantılıdır. Güneşimizden üç kat büyük olan bir yıldızın oluşturacağı karadeliğin çapı yaklaşık 15 kilometredir.

Yıldızların çökerek karadelikler oluşturma olasılığı ilk kez Einstein’ın genel görecelik denklemlerini kullanan J. Robert Oppenheimer ve Hartland Snyder tarafından 1939 yılında teorik olarak “keşfedildi”. Fiziksel dünyada keşfedilen ilk karadeliğin ise Dünya’dan yaklaşık 7 bin ışık yılı uzaklıktaki Cygnus X-1 olduğuna inanılıyor. (Bir ışık yılı, ışığın bir yılda aldığı mesafedir, ki bu da yaklaşık olarak 10 trilyon kilometre uzunluğa denk gelmektedir.) Cygnus X-1, 1970 yılında bulundu. O zamandan beri bir düzine mükemmel karadelik adayı saptandı. Birçok gökbilimci ve astrofizikçi Güneşimizden yaklaşık 10 milyon kez büyük devasa karadeliklerin inanılmaz bir enerji salımından sorumlu olan zinde galaksilerin ve kuasarların merkezlerinde yer aldığına inanıyor. İşin garibi, kendi teorisinde öngörüldüğü halde Einstein’ın kendisi karadeliklerin varlığına inanmıyordu.