3. Teorileri bitirecek bir teori
 

Bundan dolayıdır ki fizik tarihinde ilk kez, üzerine evrenin inşa olunduğu her temel özelliği açıklayabilecek bir çerçeveye sahibiz. Bu nedenle, sicim teorisi kimi zaman muhtemel olarak "her şeyin teorisi" veya "nihai teori" olarak betimleniyor. Bu bu cafcaflı betimleyici terimler en derin olası fizik teorisine işaret etme amacını taşıyor. Bu öyle bir teori ki bütün diğer teorilerin temelinde bulunuyor ve daha alt bir açıklama temelini gerektirmiyor veya buna izin vermiyor.

Uygulamada birçok sicim teorisyeni daha ayakları yere basan bir yaklaşım izliyor ve "her şeyin teorisi"ni daha sınırlı anlamda bir teori olarak düşünüyorlar. Onların düşündükleri bu teori temel parçacıkların özelliklerin ve bunların birbirleriyle iletişime girdikleri ve birbirlerini etkiledikleri kuvvetlerin özelliklerini açıklayabilir. İndirgemeci biri bunun hiç de bir sınırlama olmadığını ve ilke olarak kesinlikle her şeyin, büyük patlamadan hülyalara kadar her şeyin altta yatan mikroskobik fiziksel süreçlere dayanarak betimlenebilir. Bir indirgemeciye göre, eğer içeriği oluşturan unsurlar hakkında her şeyi anlayacak olursanız, her şeyi anlarsınız.

İndirgemeci felsefe kolaylıkla ateşli bir tartışma başlatabilir. Birçokları yaşamın ve evrenin harikalarının, koreografisinin tümüyle fizik yasalarınca yapıldığı amaçsız bir dans içerisindeki mikroskobik parçacıkların yansımalarından ibaret olduğunu iddia etmenin saçma ve budalaca olduğu görüşünde. Gerçekten de neşe, üzüntü veya can sıkıntısı beyindeki kimyasal reaksiyonlardan mı ibaret? Bunlar, moleküller ve atomlar arasındaki reaksiyonlardan veya daha mikroskobik bir düzeyde gerçekte sadece titreşen sicimler olan temel parçacıklar arasındaki reaksiyorlardan mı ibaret?

Bu yöndeki bir eleştiriye cevap olarak Nobel ödüllü Steven Weinberg Nihai Teori Hayalleri adlı eserinde şu uyarılarda bulunuyor:

"Spektrumun diğer ucunda indirgemecilik karşıtları var. Bunlar modern bilimin soğukluğu olarak hissettikleri şeyden ürküntü duyuyorlar. Onlar ve onların dünyası madde parçacıklarına veya alanlara ve bu alanlar arasındaki karşılıklı ilişkilere indirgendiği ölçüde, kendilerini bu bilgiyle önemsizleşmiş hissediyorlar... Bu eleştirilere modern bilimin güzelliklerinden dem vuran bir nutuk çekerek cevaplamaya çalışmayacağım. İndirgemeci dünya görüşü kişisellikten uzak ve soğuktur. Olduğu gibi kabul edilmelidir, onu sevdiğimiz için değil ama dünyanın işleyişi bu şekilde olduğu için..."

Bu katı görüşe kimileri katılıyor, kimileri katılmıyor.

Diğerleri ise kaos teorisi gibi gelişmelerin, sistemin karmaşıklık düzeyi arttığında kendini gösteren yeni tür yasalar ortaya koyduğundan söz ediyorlar. Bir elektronun veya bir kuarkın davranışını anlamak bir şeydir, bu bilgiyi bir hortum fırtınasının davranışını anlamakta kullanmak çok daha başka bir şeydir. Bu noktada hemen herkes anlaşıyor. Ama, tek tek parçacıklardan daha karmaşık sistemlerde ortaya çıkan farklı ve genellikle umulmadık görüngülerin yeni fizik ilkelerini temsil edip etmediği konusunda farklı görüşler var.

Benim hissiyatım bunların yeni ve bağımsız fizik yasalarını temsil etmedikleri yönünde. Her ne kadar bir hortum fırtınasının özelliklerini elektronlar ve kuarklar fiziğine dayanarak açıklamak zor olsa da, bunu bir hesaplama zorluğu olarak görüyorum, yeni fizik yasalarına ihtiyacımız olduğunun göstergesi olarak değil. Ama elbette bu görüşte olmayanlar da var.