ntik Yunanistan haritacılığına ilişkin bilgilerimiz, ilgili materyallerin tümüyle yok olmuş olmasından dolayı son derece sınırlıdır. Elde olanlar, o dönemde harita yapımı ve kullanımına ilişkin yazılmış olanlardır ve yüzlerce yıl sonra yazılmış özetlerdir. Başlıca kaynaklar Aristoteles’in, Eratosthenes’in, Strabo’nun, Cleomedes’in, and Ptolemy’nin (Batyamyus) eserleridir.

Arkaik Yunanistan ve Mezopotamya’da egemen olan görüş dünyanın su ile çevrili düz bir disk olduğuydu. Bu kavrayış Homeros’un İlyada’sında betimlenmiş ve M.Ö. 500 civarındaki Babil dünya haritasında ifade edilmiştir.

Her ikisi de M.Ö. 6. yüzyılda yaşamış olan Miletli Anaksimander veya Hecataeus’un dünya haritalarının rekonstrüksiyonları da bu formu izlemektedir.  


Anaksimander'in dünya haritası

 

Hecataeus’un dünya haritası

M.Ö. 500 civarında küresel Dünya kavramı geleneksel olarak Pisagor okuluyla ilişkilendirilir.

Yer ve gök haritacılığı astronomik kartografinin teorilerini ve yöntemlerini kullandı ve M.Ö. 4. yüzyılda gök haritaları ve küreleri yapan küçük bir endüstri gelişti. Bunların yaptıkları haritalar, Cnidus’lu Eudoxus’un gök küresine ve bugün yalnızca Soli’li Aratus’un şiirsel versiyonu yoluyla bilinen Phaenomena adlı kitaba dayanıyordu. Phaenomena’daki yıldız konumları, Hipparchus tarafından M.Ö. 2. yüzyılın ortalarında yazdığı Aratus Üzerine Şerh’inde sistemli bir şekilde düzeltildi.

Dünya’nın iklim kuşaklarına ve oturmaya elverişli olup olmamasına göre ayrılması fikri Aristoteles’in M.Ö. 4. yüzyılın ortalarında yazdığı eserlerinde ve özellikle de Gökler ve Meteoroloji Üzerine adlı eserinde görülebilir. Aristoteles aynı zamanda Dünya’nın bir küre olduğunun deneysel kanıtlarını ortaya koydu.

M.Ö. 4. yüzyıl ile M.Ö. 1. yüzyıl arasındaki Helenistik Çağ’da ökumene’nin (yani, dünya anlamına gelen ge’nin meskûn olan kısmı) haritasının yapılmasına ilişkin referanslar buluyoruz. Ökumene çoğunlukla dörtgen olarak düşünülüyordu. Batı’dan Doğu’ya olan uzunluğu, Kuzey’den Güney’e olan uzunluğunun iki katıydı ve iki ana eksenle bölünmüştü. Bu eksenlerden biri Herkül Sütunları  ve Rodos enleminde (yaklaşık 36 derece kuzey) batıdan doğuya uzanan diyafram veya İyon ekvatoru. İkinci eksen ise Rodos, İskenderiye ve Syene (Asvan) boyunca kuzeyden güneye uzanan dikey çizgi (ama gerçekte bu üç şehir dikey bir kuzey-güney ekseni üzerinde bulunmuyor).

Dicaearchus’a kadar geriye doğru izlenebilecek olan bu yapı M.Ö. 240 civarlarında Eratosthenes tarafından oluşturuldu. Eratosthenes, M.Ö. 1. yüzyıl başlarında Strabo’nun ve M.S. 2. yüzyılda Cleomedes’in söylediklerine bakılırsa diğer ana enlemler ve boylamlar arasındaki mesafeleri ölçmeye çalıştı. Ne var ki, Eratosthenes’in bunları gösteren bir harita yaptığına veya hatta bunları birer çizgi olarak düşündüğüne ilişkin bir kanıt bulunmuyor.

Eratosthenes’in hesaplamaları Dünya’nın çevresine ilişkin olarak yaptığı ünlü deneysel hesaplamaya dayanıyordu. Eratosthenes, yaz gündönümünde Güneş’in Syene’deki (bugünkü Asvan) ve İskenderiye’deki gölgelerinin açılarını gözlemleyerek dünyanın çevresini hesaplamıştı. Eratosthenes, Yengeç Dönencesi üzerinde yer alan Syene’de Güneş’in, yaz gündönümünde ve tam öğle saatinde, tam tepede olacağını ve hiç gölge oluşturmayacağını biliyordu. Böylece Eratosthenes, gölgenin olmadığı Syene’yi büyük dairesinin başlangıç noktası olarak belirledi. Öte yandan İskenderiye’de ise Güneş’in gölgesi güneye doğru 7 derecelik bir açı oluşturuyor ve bu açı dairenin ellide biri kadar bir uzaklığa tekabül ediyordu. İki şehir arasındaki mesafenin 5000 stadyon olduğu bilgisiyle Eratosthenes dünyanın çevresinin 250.000 stadyon (yani, 50x5000) olduğunu hesapladı. Stadyonun uzunluğu kesin olarak bilinmemekle birlikte,158 metre ile 185 metre arasında bir uzunluğa tekabül ediyor. Bu durumda da Eratosthenes’in hesaplamasına göre dünyanın çevresi 39,500 kilometre ile 46,250 kilometre arasında bir uzunluğa sahip. Bugün, Dünya’nın çevresinin 40,075 kilometre olduğunu biliyoruz.

Helenistik Yunan’ın matematiksel coğrafyası hakkındaki bilgilerimizin çoğu Strabo’nun 17 kitaptan oluşan Coğrafya adlı eserinde özetlenmiştir.

Ptolemy (Batlamyus)

Ama asıl olarak Ptolemy’nin (Batlamyus) iki risalesi meskûn olmayan dünyanın haritalarının yapılması konusunda sözü geçen bir yapı ortaya koymuştur. Bu risalelerden ilki, Arapların Almagest adını verdiği ve daha çok bu adla bilinen Mathematike Syntatksis’tir. Bu risale, Ptolemy’nin Hipparchus’a ait yıldız koleksiyonunu geliştirmeyi ve yıldızların ve gezegenlerin hareketlerini açıklamayı amaçlayan bir astronomi çalışmasıdır. Aynı zamanda nasıl gök küre yapılacağına ilişkin bir bölüm de içerir ve Ptolemy’nin yıldızların haritasını çıkarma şemasının aynı zamanda Dünya’nın haritasının çıkarılmasında da uygulanabileceğini öngörür. Coğrafya üzerine bir kitap yazacağını ve bu kitapta İskenderiye meridyeninin doğusundaki veya batısındaki şehirlerin mesafelerini harita üzerinde göstereceğini söyler.

Coğrafya yaklaşık 20 yıl sonra yazıldı. Bu eserde, önerilen asal meridyen, bilinen dünyanın en batısında yer alan Kanarya Adaları’ndan geçiyordu. Ptolemy öte yandan kuzey-güney koordinat sisteminin için sıfır derece enlem olarak bugünkü gibi ekvatoru kullandı.

Ptolemy bu eserinde dünya haritaları yapmakla, bölge haritaları yapmak arasındaki farkı tartışır, enlem ve boylam için astronomik gözlemlerin gereğini vurgular ve Fenikeli coğrafyacı Marinus’un dörtgen projeksiyonunu geliştirmek üzere çeşitli harita projeksiyonları önerir. Ptolemy’ye göre Marinus yüksek enlemlerdeki paralellerin uzunluğunu ciddi bir şekilde çarpıtmaktadır.

Ptolemy (M.S. 90 - M.S. 168) astronomi ve matematiğin yardımıyla dünyanın çok doğru bir şekilde haritasının yapılabileceğini düşünüyordu. Ptolemy perspektif projeksiyonunu kullanarak, küresel dünyanın harita üzerinde resmedilmesi konusunda devrimci bir rol oynadı. Ve enlem paralelleri ve boylam meridyenleri ile bir koordinat sistemi kullanarak yeryüzündeki coğrafî yerlerin konumlarını belirlemede kesin yöntemler önerdi.

Ptolemy’nin Coğrafya adlı sekiz kitaptan oluşan atlası modern haritacılığın bir prototipidir. Eserde yaklaşık 8 bin yerin isimlerinin koordinatlarıyla birlikte yer aldığı bir indeks bulunmaktadır. Ptolemy’nin haritalarında kuzey yukarıda ve doğu haritanın sağ tarafındadır – ki bu tarz, bugün evrensel bir teamül haline gelmiştir.

Ama getirdiği bütün önemli yeniliklere rağmen, Ptolemy yanılmaz değildi. Ptolemy’nin en büyük hatası —Posidonius'un yanlış hesaplamasından hareketle— Dünya’nın çevresini yanlış hesaplamış olmasıydı. Bu yanlış hesaplamayla Avrasya'nın uzunluğunu gerçekte olduğundan yaklaşık yüzde 30 civarında fazla gösterdi ve bu şekilde İspanya'nın Batı ucuyla Asya'nın doğu kıyısı arasındaki mesafeyi önemli ölçüde azalttı. İşte bu Christopher Columbus’u Hindistan’a yolculuk için daha basit ve daha hızlı bir yol bulmak için Atlantik’i geçmeye ikna eden Ptolemi’nin bu hesap hatasıydı.

Elinde Ptolemy'nin 1478 baskısının kopyaları bulunan Colombus Lizbon'la Çin arasındaki mesafenin sadece 2400 deniz mili olduğunu düşünüyordu. Eğer Colombus aradaki mesafenin gerçekte 10 bin deniz miline yakın olduğunu bilseydi herhalde o muazzam yolculuğuna asla çıkmazdı.

Ptolemy'nin Dünya Haritası

Ptolemy'nin Dünya Haritası, M.S. 2. yüzyılda Batı toplumunun bildiği dünyanın haritasıdır. Bu harita, Ptolemy'nin M.S. 150'de kaleme aldığı Coğrafya adlı eserindeki betimlemelere dayanılarak çizilmiştir. Her ne kadar otantik haritalar hiçbir zaman bulunamamışsa da, Coğrafya eski dünyanın birçok kısımlarına binlerce referanslar içerir ve bunlardan birçoğunun koordinatları bellidir. Bu da, Coğrafya adlı eserin elyazması M.S. 1300 civarında yeniden keşfedildiğinde, haritacıların Ptolemy'nin dünya haritasını yeniden yapmalarına olanak sağladı.

Ptolemy'nin dünya haritası

Ptolemy'nin ve haritalarının belki de en önemli katkısı ilk kez boylam ve enlem çizgilerinin kullanılması ve dünya üzerindeki lokasyonların göğün gözlemlenmesiyle belirlenmesiydi. Coğrafya adlı eseri 9. yüzyılda Yunanca'dan Arapça'ya çevrildiğinde ve daha sonra 15. yüzyılın başlarında Batı Avrupa'da Latince'ye çevrildiğinde, küresel koordinat sistemi düşüncesi ortaçağ İslam ve Avrupa coğrafi düşüncesinde devrimci bir rol oynadı ve bu coğrafi düşünceyi bilimsel ve nümerik bir temele oturttu.

Ptolemy'nin dünya haritasına bakıldığında, bir diğer önemli hatası daha görülür. Bu da, Ptolemi'nin var olduğuna inandığı "Güney Kıtası"dır (Terra Australis). Ptolemy bu Güney Kıtası'nın kuzey yarımküredeki karaların ağırlığını dengelediğini ve dolayısıyla Dünya'yı ekseni üzerinde dengeli tuttuğunu düşünüyordu. Ptolemy'nin dünya haritasına bakıldığında bu Güney Kıtasının Afrika ile Asya'yı, (Hint okyanusunu büyük bir iç deniz haline getirecek şekilde) güneyden birbirine bağladığı görülebilir.

Bu hayali kıta çok uzun bir süre bütün dünya haritalarında kendini gösterdi, ta ki o bölgelere yolculuklar yapılıp gerçekte böyle bir kıtanın var olmadığı anlaşılıncaya kadar.