Yüzyıllarca Avrupalı haritacılar Hay-Brazil adı verilen bir adanın Atlantik'te var olduğuna inandılar. Ne var ki böyle bir ada hiç bir zaman bulunamadı.

1480'de ağzına kadar yük yüklenmiş bir keşif gemisi Hay-Brazil adasını bulmak üzere Bristol limanından batıya doğru yelken açtı. Adanın İrlanda'nın açıklarında bir yerlerde olduğuna inanılıyordu. Keşif gezisi başarısız oldu. Ertesi yıl aynı amaçla yelken açan iki gemi de elleri boş döndü. Ve 1489 yılında kaptan John Cabot'un kumandasında Hay-Brazil adasını bulmak üzere denize açılan beş gemi de bütün aramalara rağmen adaya rastlayamadı.

Bütün bu aramalarda Hay-Brazil adasının bir türlü bulunmamış olmasının iyi bir nedeni vardı: İrlanda Kelt efsanelerinde kendisinden söz edilen bu efsanevî ada gerçekte yoktu.

Bu ada hakkındaki hikâyeler yüzyıllarca Avrupa'da dilden dile dolaştı durdu. Dendiğine göre perilerin ve büyücülerin yaşadığı bir dünya cenneti olan bu ada Azizlerin Vaadedilmiş Toprakları'ydı. Ve yine dendiğine göre bu ada kalın bir sis tabakasının içerisine gizlenerek ölümlülerin gözlerinden kendini saklıyordu.

Görünüşe bakılırsa çok sayıda insan bu efsanevî adanın gerçekten var olduğuna inanıyordu. Haritacılar da aynı şekilde adanın varlığından o kadar emindiler ki 1300'lerin ortalarından itibaren bu adayı çizdikleri haritalara koymaya başladılar. Ve haritalar üzerinde bir nokta olarak bulunuşu 1400'lü yılların sonlarındaki bütün başarısız araştırma gezilerine esin kaynağı olmuş olmalı. Ama bir efsaneye inanıp hayalet bir adanın peşine düşen bu Avrupalı kâşifleri mazur görebiliriz. Ne de olsa her efsanenin altında yatan bir gerçek vardır.

Ne var ki, 1674'te Fransa'dan denize açılan Kaptan John Nisbet ülkesi İrlanda'ya dönerken raslantısal olarak efsanevî Hay-Brazil adasını bulduğunu iddia etti. Nisbet'in sonraki betimlemelerine göre gemi mürettebatı koyu bir sis tabakası içerisinde yol aldıktan sonra adayla karşılaştılar. Adaya indiklerinde burada büyük kara tavşanların bulunduğunu ve bir büyücünün bir kalede tek başına yaşadığını keşfettiler. Büyücü onlara adayı ölümlülerin gözlerinden saklayan büyünün bozulduğunu söyledi.

Bu büyük bir haberdi. Bunu duyan diğer insanlar bundan faydalanmak için hemen kolları sıvadılar. 1675 yılında Mathew [Okunuşu: Metyu] Calhoon adlı bir adam Nisbet'in beyanlarından yola çıkarak Kral I. Charles'a Hay-Brazil adasının mülkiyetinin patenti için başvurdu. Bu mülkiyet iddiasının temelinin ne olduğu belli değil, çünkü kendisinin de kabul ettiği gibi adayı kendisi değil Nisbet bulmuştu. Sonuçta, Kral Charles'ın Calhoon'a verdiği cevabın ne olduğuna ilişkin bir kayıt bulunmuyor. Ama Calhoon bu patenti almış olsa bile bunun bir anlamı yok, çünkü ondan sonra ada bir daha tekrar bulunamadı. Anlaşılan büyü bozulmamıştı.

En son 1872 yılında görüldüğü iddia edilen bu ada 1325 yılından başlayarak 1865 yılına dek haritalarda Galway Körfezi'nin güneybatısında yer alıyor olarak gösterildi hep. Yuvarlak bir görünüme sahip olan bu adanın tam ortasında adayı ortadan kesen bir boğaz veya bir ırmak bulunduğu görülüyor.

Abraham Ortelius'un 1595 tarihli aşağıdaki haritası üzerinde Hay-Brazil adası görülüyor. Ada, haritanın sol alt köşesinde görülen geminin tam altında yer alıyor.