5. yüzyılda başlayan ve 17. yüzyılın başlarına kadar süren ve Rönesans'la kesişen Keşifler Çağı'nda Avrupalılar Dünya'nın bilinmeyen bölgelerinin keşfiyle yoğun bir şekilde ilgilendiler. Bu keşiflerin öncülüğünü yapan Portekizliler ve İspanyollar Hindistan'a ulaşmak için Akdeniz ve Orta Doğu'dan başka alternatif ticaret yolları bulmak için uzun mesafeli deniz yolculuklarına giriştiler. Amaçları altın, gümüş ve baharatı daha ucuza Avrupa'ya ulaştırabilecekleri yollar bulmaktı. Bu şekilde, Afrika, Amerika kıtaları, Asya ve Okyanusya'ya yapılan zorlu yolculuklar sonucunda birçok yeni yerler keşfedildi ve Avrupa büyük bir zenginlik elde etti.

Keşifler Çağı doğal olarak haritacılığın gelişiminde de önemli bir itici güç oldu. 15. ve 16. yüzyıllarda haritacılıkta çok önemli ilerlemeler kaydedildi. Haritacılar kıyı şeritlerini, adaları, ırmakları, limanları ve denizcilikle ilgili özellikleri gösteren denizcilik haritaları yaptılar. Pusula çizgileri ve seyirlere yardımcı olacak diğer unsurlar haritalara eklendi, yeni harita projeksiyonları geliştirildi ve küreler yapıldı. Bu harita ve küreler ekonomik, askerî ve diplomatik yönden büyük bir değer taşıyordu ve bu yüzden de genellikle millî veya ticarî sır muamelesi görüyorlardı.

Avrupalı haritacılar hem (kimi yüzyıllar öncesinden kalma) önceki haritaları kopyaladılar hem de kâşiflerin gözlemlerine ve yeni haritacılık tekniklerine dayanarak kendi haritalarını çizdiler.

Harita yapım yöntemlerinin yeniden keşfi

Haritacılığın gelişimindeki en önemli unsurlar hiç kuşkusuz Ptolemy'nin (Batlamyus) Coğrafya'sındaki enlem ve boylama dayalı harita yapım yöntemlerinin yeniden keşfedilmesi, grafiklerin matbaa yoluyla rahatlıkla çoğaltılabilmesi ve denizcilikte daha kesin ölçümlerin yapılabilmesiydi.

Her ne kadar Ptolemy'nin Coğrafya adlı kitabı dokuzuncu yüzyılda Arapça'ya çevrilmiş de olsa, orijinal Yunanca metnin nüshaları ancak onbeşinci yüzyılın başlarında Konstantinopolis üzerinden İtalya'ya ulaşabildi. Ve kitap ilk olarak 1406-1407'de Latince'ye çevrildi. Her ne kadar Ptolemy'nin coğrafî bilgileri eskimiş de olsa, haritaları enlem ve boylam ölçümlerine göre çizme yönündeki teorik yöntemi benimsendi.

Matbaa

Her ne kadar hareketli hurufatın kullanıldığı matbaa Avrupa'da 1440'larda ortaya çıktıysa da grafik basım ve yayıncılığı 15. yüzyılın son çeyreğine kadar yaygınlaşmadı. Tahta oyma ve bakır oyma (yani gravürdü) yöntemleri eşzamanlı olarak kullanılıyordu. Ama 16. yüzyılın ortalarına kadar tahta oyma yöntemi daha baskındı. Harflerin basılabildiği matbaada basılabilmesi yönünden avantajlı da olsa, bu yöntemle grafiklerdeki ince ayrıntıların verilebilmesi mümkün olamıyordu. Bakır oymada ise çok ince ayrıntıların verilebilmesi mümkündü vegrafik üzerinde düzeltmeler çok daha kolay yapılabiliyordu ama mürekkebin bakır kertiklerden kağıda geçebilmesi için normal bir matbaada kullanılandan çok daha güçlü bir pres kullanılması gerekiyordu.

Matbaa sayesinde haritalar gündelik yaşamın daha bir parçası haline geldiler. Talebin artmasına etki eden faktörler şunlardı: eğitimli bir tüücar sınıfın büyümesi; ulusal devlet kimliklerinin oluşumu; dünyanın ufuklarının genişlemesi; bakır oymacılık, kaligrafi ve kağıt yapımında teknik ilerlemeler. 16. yüzyılda basım merkezinin ağırlığı —Akdeniz'den Atlantik ticaretine genel geçişle birlikte— yavaş yavaş kuzeye, Flanders ve Hollanda'nın büyük liman şehirlerine kaydı.

Gerardus Mercator'un rolü çok önemlidir çünkü haritacılıkta yüksek coğrafî ve grafik standartlar oluşturmuştur. Mercator en çok 1569 tarihli dünya haritasıyla bilinir. Ama gereç yapımı hakkındaki titiz çalışması, dünya küreleri, ve Britanya Adaları, Avrupa, Filistin ve diğer bölge haritaları ve 1585-1595 tarihleri arasında üç cilt olarak basılan dünya atlası da önemlidir.

1560'tan yüzyılın sonuna kadar Antwerp modern atlas üretiminin merkezi olmuştur ve bunun zirve noktasında da Abraham Ortelius'un 1570 tarihli Theatrum Orbis Terrarum adlı atlasıdır ve bu atlasın 41 baskısı yapılmıştır. Onaltıncı yüzyılın sonunda Antwerp’in üstünlüğünü Amsterdam ele geçirdi. Burada Jodocus Hondius ve şirketinin ardılları olan Henricus Hondius ve Johannes Janssonius, Mercator'un atlasını genişleterek bastılar. Bir diğer atlas ve yerküre üreten aile olan Blaeu ailesi 1663'te çeşitli dillerde 12 ciltlik bir dünya atlası yayınlayarak 17. yüzyılda Avrupa ticarî haritacılığına hâkim oldular. Hollandalıların dekoratif duvar haritaları, dev atlaslar, yer ve gök küreleri sadece saraylarda değil, bütün bir Avrupa'daki yönetim ofislerinde ve özel evlerde sıkça rastlanan şeyler haline geldi.

Christopher Saxton'ın (bakır oymaları (1574-1578'de hazırlanan) atlası İngiltere için önemli bir ulusal kimlik sembolü oldu. Bu eser İngiltere'nin 34 bölgesini ve Galler'i sistematik bir ulusal atlas içerisinde bir araya getiriyordu.

Ölçüm ve denizcilik gereçlerindeki ilerlemeler arasında büyük denizci usturlabları Davis Arka-Çubuğu veya Davis Çeyreği gibi gelişmiş açı ölçüm gereçleri vardı. Bunlar güneşe doğrudan bakmaya gerek kalmaksızın Güneş'le ufuk arasındaki açıyı ölçmeye yarıyordu. Teleskobik gözlemler 17. yüzyılda daha kesin ölçümlere olanak sağladı. Hem yatay hem de dikey düzlemlerin açılarını ölçen teodolit'in öncüsü olan torquetum 1475'de Johannes Müller tarafından astronomik amaçlarla geliştirildi. Nuremberg'de astronomi, matematik ve sanat her yönüyle bir haritacılık ve kozmografi merkezi oluşturmak üzere bir araya geldi. Alet yapımı, geometrik teori, projeksiyonlar (Johann Werner) ve yerküre yapımı (Martin Behaim, Johann Schöner ve sonradan Johann Gabriel Doppelmayr) bu merkezde ortaya çıkan ürünlerdi.

 

 

Oronco Fine'nin kalp şeklindeki dünya haritası, 1536

 

Sebastian Münster, Tabula novarum insularum, 1540

 

Abraham Ortelius, Maris Pacifici, 1570

 

Gerard Mercator'un 1595 tarihli Kuzey Kutbu haritası

 

Henricus Hondius'un 1630 tarihli Dünya haritası

 

Willem Janszoon Blaeu'nun 1640 tarihli Osmanlı İmparatorluğu haritası