Rüyada Gördüğümüz Nedir?
Şeyh Bedreddin

 

 

Peygamberler, çocukların velileri gibidir. Çocuklarını yetiştirmek isteyen veliler onları gerçekte varolmayan bazı şeylerle korkutur veya umutlandırırlar. Onların söyledikleri tümüyle yalan olabilir. Ama kendilerine yalan yakıştırılamaz olan peygamberlerin söyledikleri hiç kuşkusuz böyle değildir. Dinleyiciler, peygamberlerin sözlerine, kendi idrak dereceleri ölçüsünde birtakım anlamlar verebilirler. Arifler ise, bu sözlerle gerçekte neyin kastedildiğini bilirler. Sözgelişi, bir kişiye şunu yaparsan sana nurdan iki kuş verilecektir dendiğinde, arifler bu iki kuşla “ilim” ve “hüner”in kastedildiğini bilirler. Diğerleri ise bu söze, sıradan kişilerin verdiği anlamı verir. Ama, gerçekte kastedilen bu değildir.

Bu tıpkı rüyada olduğu gibidir. Düşte görülen suretler göründüğünden farklıdır ve göründüğünden başka bir şekilde yorumlanırlar. Düş görülmesi yaygın bir şey olduğundan, bunun böyle olduğu anlaşılmış, düşte görülenlerin ne anlama geldiği yorumlanarak açıklanmıştır. Peygamberlerin yorumlarını ise ancak veliler bilir, basiretsizlik üzre olan diğerleri değil.. Ve veliler de bunu keşf ile bilirler. O halde, halkın bu konudaki zanlarının neler olduğunu bir düşün! Allah’a giden yollar türlü türlüdür, bunu tatmayan bilmez.

(...)

Cennet ve cehennem ve onlara ilişkin olan şeylerin anlamı cahillerin düşündüklerinden başkadır. Melekler ise melekut alemindendir. Ancak şehadet aleminde görülebilirler, çünkü melekut alemi şehadet aleminin bâtınındadır. İyiliğe yol açanlara “melekler”, kötülüğe yol açanlara ise “şeytanlar” ve “iblisler” denir. Bu nedenlerden dolayı herbiri insanların istidadına göre, düşlenen bir kişiliğe bürünmüş olarak görüntü şeklinde ortaya çıkabilir ve bu durumda insan onu başkaları gibi bir kişi sanır, görünen bir bedeninin var olduğunu düşünür. Halbuki, işin gerçeği böyle değildir; bu görünüş iç alemdedir, ona düşlediği nitelikte görünmüştür. Ve bundandır ki, kişi gören gözünü kapatsa bile, görüntüyü yine de görebilir. Hak’tan yüz çeviren kişi de şeytandır. Uyuyan bir kimsenin gönlü kötülüklerden arınmışsa, gördüğü düş olduğu gibi gerçekleşir.

Âlimler ruhun soyut varlıklarla bağlantılı olduğunu, soyut varlıklar alemine ulaştığını, ruhta olayların görüntülerinin yansıdığını, rüya denilen olayın da bu olduğunu ileri sürerler. Böyle olabileceği gibi, görünen nesnenin şehadet aleminde bir cismi olmayıp, düşüncelerin uykuda yansıyan görüntüleri de olabilir. Bilgisizlerin sandıkları gibi rüyada görülenler apayrı varlıklar değildir. Kişi, uyanıkken tasavvur ettiği şeyi uykudayken de tasavvur edebilir. Gerçeğin, alimlerin söylediği gibi değil de, böyle olduğunu sanıyorum. Uyuyan kişi, uyanıkken gördüğü, işittiği, tasavvur ettiğinin dışında bir nesne görmez; tasavvur ettiğine uygun düşeni görür. Gördüğü nesneler başka varlıklar olup, rüya ruhun soyut varlıklar alemine ulaşması sonucu oluşsaydı, daha önce hiç görmediği, duymadığı ve kendi türünden olanların gönlünden, hatırından hiç geçmemiş olan nesneleri görebilirdi. Fakat gerçek böyle değildir. Çünkü rüyada görülenler, ancak kişinin kendi düşündükleridir. Gönül tasavvur etmekten hiçbir zaman geri durmaz. Düşünceler, uyurken olduğu gibi uyanıkken de insanın aklından geçer. Düşünceler ne denli arınmışsa, rüyaya da o denli doğru aktarılırlar. Sözün kısası rüya, uyuyan kişinin düşündüklerinden ibaret olup, bunların belli görüntülere ve biçimlere bürünmesidir.

 

Kaynak: Şeyh Bedreddin, Vâridat