lüdeniz Elyazmaları, Kudüs yakınlarındaki antik Kumran yerleşimi civarında bulunan mağaralarda 1947 yılında keşfedildi. Bunlar, 800 parçadan oluşan antik İbrani elyazmasından oluşuyor. Elyazmalarının en önemli özelliği varolan en eski Tevrat nüshaları olmaları.

Ölüdeniz Elyazmaları yaklaşık olarak M.Ö. 250 ile M.S. 65 yılları arasında kaleme alınmış. Ve bu elyazmalarında, şu anda elde bulunan diğer nüshalardan 1000 yıl önce kopyalanmış Tevrat metinleri bulunuyor.

Ölüdeniz Elyazmaları Kumran yakınlarındaki mağaralarda bulundu.

Bilim adamları arasında en yaygın kabul gören görüşe göre İbranice, Aramice ve Yunanca yazılmış olan Ölüdeniz Elyazmaları Kumran’da yaşamış olan Essene’lere ait. Essene’ler münzevi bir manastır hayatı yaşadığı düşünülen bir dinsel Yahudi topluluk. Genel olarak, Kumran’daki bu Essene topluluğunun M.S. 68 yılında ortadan kaybolduğu kabul ediliyor. Kumran’da bulunan parşömenlerin benzerleri Masada kalesinde de bulundu. Burası M.S. 70 yılında Kudüs’ün düşmesinden sonra Yahudi Zealotlar tarafından alınan bir Herodyen kaleydi ve bu kale son olarak M.S. 73 yılında Romalılar tarafından geri alındı.

Elyazmaları kil çömlekler içine konmuş olarak bulundu.

Bütün bu elyazmaları hem Yahudilerin hem de Hıristiyanların ilgisini çok çekiyor. Bunlar bir yandan Rabbani olmayan bir Museviliği temsil ediyor. Öte yandan ise, her ne kadar elyazmalarının hiçbiri ne Hz. İsa’dan ne de Yeni Ahit’te sözü edilen diğer kişilerden açıkça söz etmiyorsa da Hz. İsa’nın hikâyeleriyle birçok önemli paralellikler taşıyorlar. 

Kumran’da günümüze dek ulaşan Tevrat metinlerinden ayrı olarak en özgün yazılar Essene mezhebiyle ilgili olanlar. Bunlar topluluk kurallarını, yönetmelikleri, takvimleri, ahir zaman görümlerini ve litürjik metinleri içeriyor. Elyazmaları aynı zamanda Tevrat’ın nasıl yazıldığına ve kuşaktan kuşağa nasıl aktarılmış olduğuna ilişkin de bilim adamlarına oldukça fazla bilgi sağlıyor.