11 Mart 2011'de Japonya'da yaşanan 9 büyüklüğündeki büyük deprem ve bunun ardından yaşanan tsunami sonucu Fukushima nükleer santralının elektrik şebekesi zarar gördü. Tsunamiye yönelik önceden alınmış önlemlere rağmen santralin jeneratörlerini su basması üzerine santralde bir elektrik kesintisi yaşandı. Elektrik kesintisinin neden olduğu soğutma eksikliği santralde kısmi erime ve patlamalara neden oldu, altı reaktörün tamamında ve merkezi kullanılmış yakıt tankında sorunlar meydana geldi.

Kısa sürede 1, 2 ve 3 numaralı reaktörlerde kısmi erimenin kanıtları ortaya çıktı; hidrojen patlamaları sonucu 1, 3 ve 4 numaralı reaktörleri barındıran binaların tepe kısımları havaya uçtu; 2 numaralı reaktörün içindekiler bir patlama sonucu zarar gördü ve 4 numaralı reaktörde yangınlar meydana geldi. Bunun yanı sıra, 1-4 numaralı reaktörlerde saklanan kullanılmış yakıt tanklarındaki su seviyesinin düşmesi sonucu tanklarda aşırı ısınma meydana geldi. Aşırı radyasyon sızıntısı yüzünden santralin etrafındaki 20 km çapındaki alanın tahliyesi sırasında, 200 bine yakın kişi tahliye edildi.

Her gün 300 ton radyoaktif su Fukushima'dan Pasifik Okyanusu'na karışıyor. Sızmakta olan radyoaktif materyal bizleri çok uzun bir süre ve çok geniş bir yelpazede etkileyecek ve şu anda da gıda zincirine girmeye başladı bile. Fukushima nükleer felaketi sonucunda ne kadar çok kişinin kansere ve diğer hastalıklara yakalanacağını kimse tam olarak bilemiyor. Ama bazı uzmanlar bu sayıyı "milyarlar" olarak ifade ediyor.

Fukushima nükleer santralinin yarattığı nükleer kirliliğin temizlenebilmesi için en az 40 yıl gerektiği söyleniyor. Bu tahayyül ötesi bir kabus ve kuzey yarımkürede bunun etkilerinden saklanabileceğiniz tek bir yer yok. Aşağıda, Fukushima nükleer felaketi hakkında inanılmayacak kadar ürkütücü 10 gerçek yer alıyor...

1- Fukushima nükleer santralında, dışarı çıkarılması gereken 1,331 kullanılmış nükleer yakıt çubuğu bulunduğu tahmin ediliyor. Deprem sonrası yaşanan tahribat sonucu çubukların bilgisayar yardımıyla çıkarılması mümkün olamıyor. Elle çıkarılması ise çok riskli. Herbir nükleer çubuğun kusursuz bir şekilde dışarı çıkarılması çok büyük bir önem taşıyor, çünkü en küçük bir hata nükleer zincirleme reaksiyona sebep olabilir.

2- Fukushima nükleer santralındaki nükleer yakıt çubuklarında bulunan sezyum-137'nin miktarı 2. Dünya Savaşı'nda Amerikalıların Hiroşima'ya attıkları atom bombasından yayılandan 14 bin kat fazla. Bazı tahminlere göre bu rakam daha da büyük.

3- Japon yetkililer Fukushima nükleer santralından her 24 saat içerisinde Pasifik Okyanusu'na 300 ton radyoaktif suyun karıştığını kabul ediyorlar.

4- Tokyo Üniversitesi'nde profesör olan Jota Kanda'ya göre Fukushima Daiichi'deki limana her gün 3 giga-bekerel [3 milyar bekerel] sezyum-137 karışıyor.

5- Fukushima felaketinin üzerinden geçen 2 yıl içerisinde 20 ila 40 trilyon bekerel radyoaktif trityum Pasifik Okyanusu'na karıştı.

6- Kanada'nın batı kıyılarında bir şeyler balıkların solungaçlarında, karınlarında ve gözlerinde kanamalara sebep oluyor. Bunun sorumlusu Fukushima olabilir mi?

7- Fukushima'dan sürekli olarak gelen İyodin-131, Sezyum-137 ve Strontiyum-90 kuzey yarımkürede yaşayanların sağlığını kanser gibi hastalıklarla çok, çok uzun bir zaman etkilemeyi sürdürecek.

8- Çernobil nükleer santralında, 1986 yılındaki kaza gerçekleştiği sırada yaklaşık 180 ton radyoaktif madde bulunuyordu. Fukushima'da ise toplam 1760 ton kullanılmış ve kullanılmamış nükleer yakıt bulunuyordu. Yani Fukushima'da Çernobil'den 10 kat daha fazla nükleer yakıt bulunuyor.

9- Fukushima kazası sonrası Pasifik Okyanusu'nda onyıllar önce ağır atom bombası denemeleri döneminde tanık olduğumuzdan 5 ila 10 kat fazla sezyuma rastlanacağı tahmin ediliyor.

10- Fukushima nükleer santralinin tam olarak temizlenmesinin 40 yıl kadar süreceği tahmin ediliyor.

İşin üzücü yanı bu felaketin korkunç boyutları yeni yeni anlaşılmaya başlanıyor ve çoğu insan durumun ne kadar ciddi olduğunun farkında bile değil. Fukushima'nın yakın çevresi şimdiden kalıcı bir şekilde yaşanamaz hale gelmiş bulunuyor. Ve belki de çok daha geniş bir alan insan yerleşimine yasaklanmalıydı. Ama bu, sadece Japonya'yı ilgilendiren bir mesele değil. Bütün bir gezegeni ilgilendiren bir felaketle yüz yüzeyiz. Fukushima'daki nükleer materyal bütün bir kuzey yarımküreye yayılmayı sürdürecek ve bunun sonucunda sayısız insan ciddi bir şekilde hastalanacak.

Ve unutmayalım ki, felaket henüz sona ermiş değil. Yüzlerce ton radyoaktif su ger gün Pasifik Okyanusu'na karışmayı sürdürüyor. Başımız gerçekten de büyük dertte ve dua etmekten başka yapacak pek bir şey yokmuş gibi görünüyor.

 

Michael T. Snyder