5. Dor Mimarî Düzeni

 

 

Antik Yunanlılar oran, güzellik ve uyum konusuna büyük bir önem veriyorlardı. Bu nedenledir ki, Antik Yunan mimarisi bireysel mimarî unsurların tüm binayla ilişkilendiği son derece yapılanmış bir oranlar sistemine sahipti. Bu sistem, üç tarz veya düzen doğrultusunda gelişmiştir.

Herbir mimarî düzende dikey bir taşıyıcı unsur olan sütunların belli bir biçimi vardır. Sütunlar üç bölümden oluşur: en altta yer alan sütun kaidesi ya da tabanı, ortada bulunan sütun gövdesi ve en üstte yer alan sütun başı. Sütun başı genellikle hayvan boynuzları ve bitki yaprakları gibi doğal formların stilize bir tasviridir. Ve sütun başı saçaklık [entablature] denilen yatay unsuru destekler. Saçaklık da kendi içerisinde üç bölümden oluşur: En altta yer alan ve arşitrav adı verilen taş hatıllar, ortada yer alan friz ve en üstte yer alan ve yapının saçak görevini gören korniş.

Bu unsurlar dekoratif kalıplar ve süslemelerle işlenmiştir. Bir klasik düzendeki herbir unsur, sütunların yüksekliği ve çapına dayanan genel bir oranlama sistemine göre ölçülendirilmiş ve düzenlenmiştir.

Dor düzeninde sütunlar

Dor sütunları İyon ve Korint düzenlerindeki sütunlara göre daha kalındır. Düz ve yuvarlak sütun başları süssüz ve sadedir. Abaküs adı verilen kare biçimli taş bir tabla sütun başıyla saçaklık arasında bağlantıyı oluşturur. Abaküs'ün işlevi sütunun sağladığı desteği yaymaktır. Dor düzeninde sütun kaidesi yoktur, sütun gövdeleri doğrudan doğruya zemin üzerine oturtulmuşlardır. Sütun gövdesi (shaft) yalındır ve üzerinde, yukarıdan aşağıya doğru diklemesine uzanan ve fazla bir derinliği olmayan yirmi sütun yivi vardır.

Dor sütunlarının gövdelerinin çapı alttan yukarıya doğru yükseldikçe daralır. Bu şekilde sütunlar dışa doğru hafifçe bombe yapan kavisli bir görünüme sahiptir. Buna entasis adı verilir. Sütunun profilindeki bu şişkinlik, düz bir sütunu içe doğru kıvrılmış gibi gösteren optik yanılsamayı düzeltmek için kullanılmıştır.

Dor düzeninde saçaklık

Dor düzeni görünüşe bakılırsa erken dönemlerdeki ahşap inşa formlarından türemiştir. Binalarda sonradan taş kullanılmaya başlandığında, önceki ahşap binalardaki ayrıntılar taklit edilerek taş süslemelere dönüşmüşlerdir. Bu gözle bakıldığında, Dor düzeninin en ayırıcı unsurlarından biri olan triglif'ler ve metop'lar daha iyi anlaşılabilir. Saçaklığın ortasında bulunan friz, triglif adı verilen diklemesine oluklarla süslenmiştir ve triglifler arasındaki metop adı verilen boşluklarda genellikle figürler ve süslemeler bulunur. Her sütunun üzerinde, sütunun tam merkezinde yer alacak şekilde duran triglifler ahşap binalardaki tahta kirişlerin uçlarını temsil eder. Trigliflerin hemen altında yer alan ve guttae adı verilen taş süslemeler ise ahşap unsurları birbirlerine tutturmak için kullanılan ahşap çivilerin başlarının taş kopyalarıdır. Korniş, çatının ve kiremitlerinin alt kenarının çıkıntısını temsil eder ve yağmur sularının duvardan aşağıya süzülmek yerine belli bir uzaklıktan zemine akmasını sağlar.

Dor düzeninde yapılmış Hephaisteion Tapınağı günümüze en iyi korunarak gelmiş antik Yunan tapınağıdır. Tapınak Atina Akropolü'nün kuzey-batı tarafında yer almaktadır.

Saçaklık [entablature] bir bütün olarak ele alındığında İyon ve Korint düzenlerindekilerden daha derin ve gözle görülür bir biçimde daha ağırdır. Bu nedenledir ki Dor düzenindeki sütunlar diğer düzendekilere göre boylarına nazaran daha kalındırlar.

Antik dönemde Dor düzeninde yapılmış birçok bina örneği vardır. Bunlardan belki de en ünlü olanı Atina'daki Parthenon'dur.

 

Yazının Devamı >>