İsviçre'de 1950'lerde yeni bir grafik tasarım stili ortaya çıktı ve 1970'lere kadar en etkili grafik stili olmayı sürdürdü. Sıkı bir şekilde tipografik unsurlara dayanıyor olmasından dolayı bu yeni stil Uluslararası Tipografik Stil olarak adlandırılageldi.

Bu stilin belli başlı özellikle şunlardı: 1) düzenli ve bütünlüklü bir yapı sağlamak için matematiksel bir ızgara kullanımı; 2) tırnaksız yazıtipleri(özellikle de 1961'de kullanılmaya başlanan Helvetica) ve sola yaslı yazı formatı; ve, 3) çizili illüstrasyonun yerine siyah ve beyaz fotoğraf. Bu stilin uyandırdığı genel izlenim yalın ve akılcı, sıkı sıkıya yapılanmış, ciddi, açık-seçik, nesnel ve uyumlu olmasıydı.

Bu stil İsviçre'deki iki tasarım okulu tarafından incelikli bir yapıya kavuşturuldu: Bu okullardan biri Armin Hofmann ve Emil Ruder'in öncülüğünde Basel'deydi. Diğeri ise Joseph Müller-Brockmann'ın öncülüğünde Zürih'teydi. Bunların hepsi İkinci Dünya Savaşı öncesinde Ernst Keller'in yanında, Bauhaus ilkelerinin ve Jan Tschichold'un Yeni Tipografi'sinin öğretildiği Zürih Tasarım Okulunda eğitim görmüşlerdi.

Bu yeni stil, tanıtım aracı olarak posterleri kullanan İsviçreli birçok kültür kurumunun "görüntüsü"yle büyük ölçüde özdeş hale geldi. Hofmann'ın Basel Devlet Tiyatrosu ve Muller-Brockmann'ın Zürih Konser Salonu için yaptıkları posterler bunlar içerisinde en ünlü olan ikisi. Hofmann'ın çeşitli tasarım unsurları arasındaki kontrastları vurgulaması ve Müller-Brockmann'ın görsel formdaki ritim ve tempoyu araştırması bu stilin evrimindeki önemli noktaları oluşturuyor.

Ayrıca, bu yeni stil gitgide küreselleşen savaş sonrası pazarına kusursuz bir şekilde uyuyordu. Şirketlerin uluslararası tanıtımlara ihtiyacı vardı ve Olimpiyatlar gibi küresel etkinlikler Tipografik Stilin sağlayabileceği evrensel çözümler gerektiriyordu. Bu şekilde Uluslararası Tipografik Stil hızla bütün dünyaya yayıldı. Birleşik Devletler'de yeni stilin Amerika'daki öncü merkezi haline gelen Yale Tasarım Okulu Hofmann'ın Basel'deki tasarım okuluyla yakın ilişki kurdu.