Max Beckmann (1884 – 1950) Almanya'nın 20. yüzyıldaki önde gelen sanatçılardan biri. Sanat yaşamı boyunca figüratif bir ressam olan Beckmann çevresindeki dünyayı benzersiz bir yeğinlikle resmetti. Eserleri doğrudan doğruya Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, 1920'ler ve 1930'ların politik çalkantıları, Nazizmin yükselişi, Amsterdam'daki sürgün günleri ve nihayet Birleşik Devletler'e gidişine kadar uzanan deneyimlerinden ortaya çıkar. Beckmann kendisini çevreleyen nesneleri ve olayları ele alırken insan varoluşunun derin gizemlerini anlamayı ummuştur. Dünyayı kendi yaşamının ve çağdaş tarihin travmalarının iç içe geçtiği, aynı anda hem gerçek hem de büyüsel bir büyük sahne olarak algıladı ve resmetti.

Beckmann'ın Yola Çıkış adlı tablosu, yaptığı dokuz triptik'in [yani, üç parçalı tablonun] ilki. Bu triptikler inanılmaz zenginlikte ve çeşitlilikte bir resimsel fikirler ve vizyonlar havuzu oluşturuyor. Bu form, ortaçağ sunak resimleri formunu günümüze taşıyor. Sunak resimlerinin iki kanadı kapalı olur ve bunlar sadece bayram günlerinde açılırdı. Bu durum Beckmann'ın triptiklerinin kanatlarının —her ne kadar kapanmasalar da— orta panele göre neden daha dar olduklarını açıklıyor.

Beckmann, Yola Çıkış adlı triptiğini izah ederken bunun, "yaşamın yanılsamalarından, ötesindeki saklı olan gizli gerçeklere doğru yola çıkış" olduğunu söylüyor.

Lilly von Schnitzler, yazdığı bir mektupta Beckmann'ın kendisine Yola Çıkış adlı tablosuyla ilgili şu açıklamaları yapmış olduğunu yazıyor:

"Yaşam sağ ve sol kanatlarda gördüğünüz şeydir. Yaşam bir işkencedir, kadın ve erkeklerin eşit bir şekilde maruz kaldıkları her türlü fiziksel ve zihinsel acıdır. Sağ kanatta, kendinizi sefil bir lambayla holü ve merdiven boşluğunu aydınlatarak karanlıkta yolunuzu bulmaya çalışırken görebilirsiniz. Bir yandan da kendinizin bir parçası olarak size bağlanmış duran anılarınızın, hatalarınızın ve başarısızlıklarınızın cesedini kendinizle birlikte taşıyıp durursunuz. Kendinizi geçmişinizden asla kurtaramazsınız. Bu cesedi, Yaşam davulunu çaldığı sürece taşımak zorundasınızdır.

Ortada ise Kral ve Kraliçe, veya Erkek ve Kadın bir diğer kıyıya götürülmektedir. Götüren, bilmedikleri bir kayıkçıdır, bir maske takmaktadır, bizi gizemli topraklara götüren gizemli kişidir. Kral ve Kraliça kendilerini yaşamın işkencelerinden kurtarmış, bunların üstesinden gelmişlerdir. Kraliçe en büyük hazineyi —Özgürlüğü— kucağındaki cocuğu olarak taşımaktadır. Özgürlük önemlidir — bu, yola çıkıştır, yeni bir başlangıçtır."


Künye: Max Beckmann (1884 - 1950), Yola Çıkış, 1932-33, Tuval üzerine yağlıboya, Yan paneller: 215 x 100 cm, Orta panel: 215 x 115 cm, The Museum of Modern Art, New York, Amerika Birleşik Devletleri.