İspanyol ressam Pablo Picasso'nun "Enginarlı Kadın" adlı bu tablosunda, ucubeye benzeyen bir kadın elinde bir sap enginar tutarak sandalyesinde oturuyor. Büyük ölçüde deforme olmuş yüzü ve bedeni ve pençeye benzer bir forma dönüşmüş parmakları, kadının rolünü belirsizleştiriyor. Kadın kurban olabileceği gibi, aynı zamanda saldırgan da olabilir.

Bu yapıta modellik eden kişi o dönemde Picasso’nun sevgili olan fotoğrafçı ve ressam Dora Maar’dı. Bundandır ki yapıt genellikle Picasso’nun kendi yaşamöyküsünün resimsel irdelenişi olarak görülür. Resmin İkinci Dünya Savaşı sırasında, Alman askerlerinin Paris’e girmelerinden sonra yapılmış olması ona daha öte anlamlar kazandırmaktadır. Kübist unsurlar ve kasvetli, uyumsuz renklerin kullanımı, resmi savaş acıları çeken insanlığın bir sembolü haline getirir. Fransa’nın ulusal sembolü olan “Marianne”e benzer bir şekilde, buradaki kadın bütün yıkımlara rağmen onurunu çiğnetmeyen ve kendini savunmaya hazır insanları cisimleştirmektedir.

Alman işgali sırasında Picasso’nun stüdyosu eleştirel sanatçılar ve yazarların toplanma yeri haline geldi. Picasso için “resim, evleri süslemek için icat edilmedi. Resim bir kimsenin kendini düşmana karşı savunurken kullandığı bir saldırı silahıdır.”


Künye: Pablo Picasso. Enginarlı Kadın, 1941, tuval üzerine yağlıboya, 195 x 130 cm. Ludwig Müzesi, Köln, Almanya.