Neo-klasisizm (1750 - 1830)

 

Neo-klasisizm terimi, klasisizmin Avrupa sanatında, mimarisinde ve iç mimarisinde onsekizinci yüzyılın ortalarından ondokuzuncu yüzyılın başlarına kadar yeniden canlanmasına işaret eder. Bu dönem, Neo-klasisizm akımını önceleyen şatafatlı Barok ve Rokoko sanatına tepki olarak, antik Roma ve Yunan ve Rönesans sanatının yeniden doğuşuna tanıklık etti.

Neo-klasisizm akımı her ne kadar Batı Avrupa'da yayılsa da, Fransa ve İngiltere bu tarzı sanatta ve mimaride en çok kullanan iki ülke oldu ve klasik unsurları milliyetçilik, cesaret ve kendini feda etme gibi fikirleri ifade etmede kullandılar.

Neo-klasisizm akımı Herculaneum ve Pompeii'deki harabelerde yapılan kazılardaki buluntulardan esinlendi. Akımın gelişiminde etkili olan unsurlardan biri de, klasik sanattaki en önemli unsurların "asil yalınlık ve dingin ihtişam" olduğunu söyleyen Alman sanat tarihçisi Johann J. Winckelmann'ın kültürel araştırmalarıydı.

Neo-klasisizm akılcılığa ve geleneğin canlanışına vurgu yaptı. Neo-klasik sanatçılar eserlerine, sütunlar, alınlıklar, frizler (duvar süsleri) ve diğer süslemeler gibi klasik tarzları ve konuları kattılar. Homer ve Plutarch'ın eserlerinden ve John Flaxman'ın 1790'larda İlyada ve Odise için yaptığı illüstrasyonlardan esinlendiler. Diğer klasik modeller arasında Virgil, Raphael ve Poussin gibi sanatçılar bulunuyordu.

Neo-klasik ressamlar kostümleri, sahneleri ve klasik konunun ayrıntılarını mümkün olan en doğru şekilde resmetmeye özel bir gayret gösterdiler. Konuların çoğu klasik tarih ve mitolojiye ilişkindi. Neo-klasisizm akımı çizgilerin niteliğine renk, ışık ve atmosferden daha çok önem verdi. Neo-klasik resimlerde renklerin parlak vurgularına rağmen genellikle karanlık olduğu görülürken, ışık resim boyunca eşit şekilde dağılır.

Jacques-Louis David ve Jean Auguste Dominique Ingres'in resimleri Neo-klasisizmin zirvesini oluşturur.

 

Jacques Louis David

Sokrates'in Ölümü

 

Fransa'nın önde gelen Neo-Klasik ressamı Jacques Louis David'ti. Onun Sokrates'in Ölümü adlı tablosu ünlü Yunanlı düşünürü hapisanede takipçileri tarafından çevrelenmiş bir halde resmeder. Sokrates baldıran zehirini içmek üzeredir, çünkü inançlarından dolayı haksız bir şekilde ölüme mahkûm edilmiştir. 1787 yılında —yani, Fransız İhtilâli'nin patlak vermesinden iki yıl önce— her Fransız Sokrates'in Ölümü'nün cesaret ve hakikat uğruna kendini feda etme konusunda ahlâkî bir ders olduğunu muhtemelen anlıyordu.

David'in tablosu onu görenleri sonuçları ne olursa olsun inançları uğrunda dik durmaya cesaretlendiriyordu. David bu konuyu resmederek açık bir şekilde, Hıristiyan kilisesinin hurafelerinden bağımsız olarak insan aklının gerçek ahlâk ve doğru yaşam yolunu göstereceğine inanan Aydınlanma düşünürleriyle aynı safta yer alıyordu. Sokrates gibi erdemli bir pagan, herhangi bir Hıristiyan azize rakip bir şekilde hak ve adalet uğruna şehit olmaya örnek oluşturabilirdi.

David yalnızca Yunan tarihinden ciddi bir konu seçmekle kalmadı, öyküyü sıkı bir klasik üslupla resmetti. Figürleri ünlü klasik heykellere benzer bir şekilde resmetti ve onları tuval üzerine tıpkı bir klasik rölyefte olduğu gibi yerleştirdi. Mimarî arkaplan sadedir. Karakterin dramatik görünüşünü belirgin kılmak için, ne var ki, Caravaggio'nun tenebrizminden yararlandı. Ayrıntılarla işlenmiş figürlerin üzerine güçlü bir ışık verirken , resmin geri kalanını karanlıkta bırakarak dramanın etkisini artırmıştır.

David ciddi moral ikonografisi olan Neoklasik tarzını Devrim'den önce oluşturdu. Sonra Fransız Devrimi'nin önde gelen ressamı oldu. Fransa'daki sanat müessesesini yeniden organize etti, devrim için yeni halk festivalleri tasarladı ve yönetti. Ve kahramanlarının resimlerini yaptı.