Manyerizm (1520 - 1600)

 

Manyerizm 1520-1600 yılları arasında etkili olan ve ilk kez İtalya'da ortaya çıkan bir sanat akımı.

İtalyanca "stil" anlamına gelen maniera sözcüğünden gelen "Manyerizm" terimi bazen "zarif stil" olarak tanımlanır. Bunun sebebi, Manyerizmin gerçekçi resmediş yerine yapıntı üzerine vurgu yapmasıdır. Kendisi de bir Manyerist olan onaltıncı yüzyıl sanatçısı ve eleştirmen Vasari'ye göre resimdeki kusursuzluk için gerekli olan şey zarafet, yaratıcılık ve resim tekniğinde ustalıktı. Yani resmin kusursuzluğunun arkasında sanatçının aklı ve zekâsı bulunuyordu. Sanatçının gözlemlediği doğayı dikkatli bir şekilde yeniden üretmesinden daha çok bu gözlemlediği doğayı zihninde nasıl kavradığı ve nasıl ifade ettiği önemliydi. Bu şekilde, bir resmin gerçek yaşama uygunluğu artık önemli değildi. Bunun yerine, sanatçılar ilginç bir kompozisyon yaratmakla ve bir duyguyu ifade etmekle daha çok ilgileniyorlardı.

Manyerist sanatçılar herkes için sanat yapmaktansa belli bir varlıklı izleyici kesiminin hoşuna gidecek görsel alegoriler ve karmaşık anlamlar kullandılar. Bu entellektüel eğilim, kısmen, sanatçının toplumdaki yeni statüsünün doğal bir sonucuydu. İncelik ve karmaşıklığın takdir edildiği bir ortamda artık bir zanaatkâr olarak görülmeyen ressamlar ve heykeltraşlar bilginlerin, şairlerin ve hümanistlerin yanında yerlerini aldılar.

Manyerizmin yapıntısallığı, yani doğallıktan uzak oluşu —tuhaf, doğal olmayan renk kullanımı; mekânın mantığa aykırı bir şekilde sıkışıklığı; çapraşık, yılankavi duruşları olan figürlerin orantısız ve abartılı anatomisi— genellikle bir endişe duygusu yaratır. Eserler, yüzeysel doğalcılıklarına rağmen tuhaf ve rahatsız edicidirler. Manyerizm Avrupa'da Reformasyon'a, vebaya ve Roma'nın yağmalanmasına tanık olunan bir çalkantı dönemine denk gelmiştir. 1520'de Orta İtalya'da ortaya çıkışından sonra İtalya'nın diğer bölgelerine ve kuzey Avrupa'ya yayılmıştır.

Manyerizmin niteliği hâlâ tartışılıyor. Bazıları Mannerizmin Rönesans klasisizmine bir tepki olduğunu söylerken, bazıları da onu Rönesans klasisizminin mantıksal bir uzanımı olduğunu düşünüyor. Buna göre Manyerizm Michelangelo’nun çarpıcı modellemelerinin veya Raphael'in zarafetinin doğal bir sonucundan başka bir şey değildir.

1600'de bile Manyeristler Rönesans klasisizminin birliğini, onun biçim ve içerik bütünlüğünü, onun estetik amaçlar ve fikirler dengesini bile isteye bozmakla eleştiriliyordu. Klasisizmin "kusursuzluk" üzerinde artık tek başına hak iddia edemediği günümüzde, Manyerizmin Yüksek Rönesans ile onu izleyen duygu yüklü ve dinamik Barok sanatı arasında bir bağlantı olduğu daha açık bir şekilde ortaya çıkıyor.

 

Michelangelo ve Manyerizm

 

Eğer Michelangelo'nun (ve hatta Raphael'in bazı tablolarına) yakından bakacak olursak, Rönesans tarzı olarak bildiğimiz şeye uymayan bazı özelliklerin farkına varırız. Ve hem Michelangelo'nun hem de Raphael'in Rönesans tarzını geride bırakarak Manyerizm adını verdiğimiz yeni bir tarza doğru kaydıklarını söyleyebiliriz.

Örneğin, yanda gördüğümüz, Michelangelo'nun Sistine Şapelinin tavanına yaptığı Ignudo freskini ele alalım. Rönesans'ın temel özelliğinin doğalcılık olduğunu biliyoruz. Bu, sadece figürlerin gerçekçi görünmesini değil, ama aynı zamanda makul devinimlerde bulunmalarını gerekli kılıyor.

Şimdi, bu gözle bir resme bakalım. Eğer evde divana oturacak olsaydınız bu pozisyonda mı otururdunuz?

İsterseniz bunu bir deneyin. Omuzlar karşıya bakıyor, baş yana dönük, ayaklar tıpkı baş gibi profilden görülüyor. Ön bacaktaki ayak arka bacağın diz altına girmiş. Ve arka kol ileri doğru uzanarak üzere ön dizin üzerine dayanmış.

Oldukça karmaşık. Ve pek de doğal değil. Figür daha çok yapay bir şekilde poz vermiş gibi görünüyor. Yüksek Rönesans her zaman bir zarafet ve incelik duygusuna sahip oldu. Görünüşe bakılırsa burada da zerafet sanat eserinin tam da konusu durumunda!

Bu, Raphael'in 1520'de ölümünden sonra egemen olmaya başlayan tarzın, yani Manyerizmin önde gelen özelliklerinden biri. Gerçekte ilk Manyerist ressamlar Raphael'in öğrencileriydi.