Rokoko (1700-1760)

 

"Rokoko" sözcüğünün nereden türediği tam olarak bilinmiyor. Ama kökeni muhtemelen, 16. yüzyıldaki deniz kabuğu ve çakıl süslemelerini betimlemekte kullanılan Fransızca rocaille sözcüğünde bulunabilir. 18. yüzyılda bu terim, yüzyılın ilk yarısında Fransa'daki ana sanat akımını betimlemekte kullanıldı. Temelde bir süsleme tarzı olan Rokoko, kendi başına bir tarz olmaktan çok geç dönem Barok sanatın bir uzantısıdır. İkisi arasındaki ilişki ile Yüksek Rönesans ve Manyerist arasındaki ilişki arasında ilginç paralellikler vardır.

18. yüzyılın başlarında Fransa'da bir sanat hareketi ortaya çıkan Rokoko Aydınlanma çağı sırasında Barok dönemden doğmuştur. Bu tarz, Avrupa üst sınıflarının hazcılığını sembolize eder. Aristokrasi içerisindeki flört ve melankolik aşk temalarını işleyen bu akım akıldan ziyade duygulara hitap eder, derinlikten çok güzellik önplandadır.

Rokoko Barok sanatın hem zirvesi hem de çöküşü olarak görülür. Barok tarzda yaratılan ağır yapıtlardan sonra sanatçılar artık bir değişime hazırdı. Rokoko tarzı saray yaşamının barok biçimselliğine ve katılığı ile özdeşleşen "ağırbaşlı ve azametli" tarza bir tepkiydi. 14. Louis'nin hükümdarlığı sonrasında Fransız mimarî süslemesinde daha hafif, daha albenili bir tarza doğru bir hareket başladı ve kısa sürede bütün Avrupa'ya yayıldı. Küçük yaştaki kral 15. Louis'nin naibi Orleans Dükünün naibliği sırasında saray formaliteleri yerini daha gelişigüzel ve içlidışlı bir atmosfere bıraktı.

Rokoko sanatı, yapay ve yapmacık bir dünyayı resmetti. Daha az biçimsel olmakla birlikte Rokoko temelde aristokrasinin sanatıydı ve barokta bulunabilecek dindarlık, ahlaklılık, öz-denetim, akıl ve hamaset yerine, artık aristokrasinin duyumsal ve düşkün yaşam tarzlarını vurguluyordu.

Rokoko tarzı resimler genellikle kadifeler, şık danteller ve oyalara bürünmüş güzel aristokratları resmeder. Figürler uzun ve zariftir, çık ve çekicidir. Yüzler yumuşak, güzel, efemine ve ebedi genç olarak yansıtılır. Soylu erkekler kadınsı peruklarla, kırmızıya boyanmış dudaklar ve yanaklarla ve yüksek topuklu ayakkabılarla resmedilir. Rokoko kadın figürleri zarif ve yumuşaktır; yüzleri çocuksu ve duygusaldır. Ağız hatlarının kıvrımlarında yumuşak bir baştançıkarıcılık veya zarif, büyüleyici gülümseme vardır.

Rokoko sanatı yapmacık ortamlarda eğlenen tasasız aristokratları resmeder. Bu romantik sahneler, gösterişli bir şekilde giyinmiş hanımları ve beyleri flört ederken, hiknik yaparken ve cafcaflı kır partilerinde müzik çalarken resmeder. Arkaplandaki sahne genellikle güzel ağaçlar ve güllerle dolu huzur verici bir doğal ortamdır.

Rokoko tarzı pastel renklerle, zarif kıvrımlı formlarla, hayal ürünü figürlerle ve (hem görsel hem de fiziksel olarak) tasasız bir havayla kendini belli eder. Rokoko sanatının özü ışıktır. Konu üzerine aşırı derecede ışıklı bölümler yerleştirilir ve bütün bir yapıt renk, etki ve duygu içerisinde ışıktır. Sanatçılar ince ayrıntılara özel bir dikkat göstermişlerdir. Renk hassasiyeti, dinamik kompozisyonlar ve ortamla ilgili efektler formun ayırıcı özellikleridir.

Sonunda Rokoko sanatı, yerini daha ciddi bir tarz olan Neoklasisizme bıraktı. Eleştirmenler Rokoko'yu "tatsız, hafifmeşrep ve yozlaşmış bir toplumun simgesi" olarak kınadılar.

Rokoko tarzının önde gelen ressamları şunlardır:

Pompeo Batoni
Bernardo Bellotto
Francois Boucher
Canaletto
Jean-Baptiste Chardin
Jean-Honoré Fragonard
Thomas Gainsborough
Francisco de Goya
Thomas Hudson
Jean-Marc Nattier
Joshua Reynolds
Paul Sandby
Jean Antoine Watteau
.