Marco Polo, seyahatnamesinde yazdığı gibi gerçekten de Çin'e seyahat etti mi? Eğer bu doğruysa, o halde neden koskoca Çin Seddi'nden bir kez olsun söz etmiyor?

Aynıca Marco Polo, Kubilay Han'ın özel elçisi olarak bütün Çin'i dolaştığını söylüyor. Çinliler en sıradan batılı yabancıları bile sıkı sıkıya kayıt altına almışlarken, bu kadar önemli bir görevle ülkeyi dolaşan Marco Polo'nun adına neden Çin kayıtlarında hiç rastlanmıyor?

Bu yazı, bildiklerimizi bir daha gözden geçirmemize sebep olacak gibi...

 

arco Polo'nun ünlü "Dünya'nın Tasviri" adlı kitabı 1298 yılında yazıldı. Bu kitap Marco Polo'nun Çin'de geçirdiği uzun yılları anlatıyordu. Kitabın öndeyiş bölümünde yazılanlara göre Marco Polo Çin'e ilk kez 1271 yılında, her ikisi de tüccar olan babası ve amcası ile birlikte seyahat etti. Burada Moğol İmparatorluğunun kağanı Kubilay Han (1215 -1294) ile karşılaştı. Marco Polo'dan çok etkilenen Kubilay Han onu özel elçisi yaptı ve çeşitli görevlerle Çin'in çeşitli uzak bölgelerine yolladı.

Marco Polo nihayet 1295 yılında ailesiyle birlikte Venedik'e döndü. Çin seyahatlerini 1298 yılında Ceneviz'de hapiste bulunduğu sırada kaleme aldı. Bir söylentiye göre ise seyahatlerini Rustichello adlı bir Fransız yazara anlattı ve bu anlatılanları kitap haline bu Fransız yazar getirdi.

Marco Polo'nun kitabı inanılmaz ölçüde etkili oldu ve yüzyıllar boyunca Doğu hakkında Avrupa'nın en temel bilgi kaynaklarından birini oluşturdu. Örneğin, Kristof Kolomb 1492'de Amerika'ya doğru yola çıktığında yanında Marco Polo'nun da kitabı bulunuyordu. Bu kitap çevresinde bazı efsaneler bile türedi. Denildiğine göre Marco Polo Çin'den dönüşü sırasında spagettinin ve dondurmanın sırlarını getirmişti. Ne var ki bunlar doğru değil.

Bazı bilim adamları artık Marco Polo'nun hiç Çin'e gitmemiş olduğundan şüpheleniyorlar. Bu konudaki savlar Frances Wood'un "Marco Polo Çin'e gitti mi?" adlı kitabında ortaya konuyor.

Marco Polo'ya karşı temel savlardan biri Marco Polo adında bir İtalyan ziyaretçinin adının hiçbir Çin arşivinde bulunmuyor olşu. Halbuki Çinli bürokratlar ülkeyi ziyaret eden diğer birçok batılıyı kaydekmişlerdi. Eğer Marco Polo gerçekten de Kubilay Han'ın özel elçisi olarak görev yaptıysa, Çin'deki mevcudiyetinin herhangi bir şekilde kayıt altına alınmamış oluşu gerçekten de gerçekten de hiç alışılmadık bir durum olarak göze çarpıyor.

Öte yandan, Marco Polo'nun yazdıkları hemen hemen bütün sonraki Avrupalı gezginler için çok önemli görülen birçok ayrıntıyı atlıyor. Örneğin Marco Polo Çin'de 17 yıl kaldığı halde bir iki tane bile olsa Çin veya Moğol yer isminden söz etmiyor. Ayrıca Latin alfabesi ve Çin yazısı arasında büyük bir fark olmasına rağmen, Çin yazı tarzından bir satır olsun bahsetmiyor.

Marco Polo, o zamanlar Avrupa'da bilinmeyen tahta-kalıp baskıyı gördüğünden söz etmiyor. Yine o zamanlar Avrupa'da bilimiyor olan Çin çay içme âdetinden kitabının hiçbir yerinde bahsetmiyor. Buna karşılık Çin şarabının çeşitlerinden uzun uzadıya söz ediyor. Ayrıca kadınların ayaklarını bağlaması uygulamasından da hiç söz etmiyor. Halbuki bu âdetin Çin'e seyahat etmiş bütün Avrupalılar'ın büyük ilgisini çekmiş olduğunu görüyoruz. Yemeklerde çubuk kullanıldığından hiç söz etmeyen Marco Polo, Çin Seddi'nden de tek bir yerde olsun söz etmiyor.

Marco Polo ne var ki, Çin toplumunun bazı önemli yönlerini ortaya koyuyor. Örneğin porseleni, kömür kullanımını ve kağıt para kullanımını betimliyor. Bütün bunlar 13. yüzyılda Avrupalıların bilmediği yönlerdi. Ne var ki, birinin gerçekten de Çin'e gidip, onun atladığı ayrıntıları atlayabilmesini tahayyül edebilmek güç.

Wood, Marco Polo'nun muhtemelen ailesinin Karadeniz'deki ticaret noktasından öteye asla seyahat etmediğini, Çin hakkında yazdıklarını ise Farsça ve Arapça kılavuz kitaplarından derleyip topladığını öne sürüyor. Wood, Marco Polo'nun, kitabını muhtemelen 13. yüzyıl sonlarında coğrafya kitaplarına yönelik artan talep üzerine yazmış olabileceğini söylüyor.

Ne dersiniz, Marco Polo sahiden Çin'e gitmiş gibi mi gözüküyor?