or da olsa yapmamayı öğrendim; ama rasgele yabancılar, örneğin taksi şoförleri veya uçakta yanımdaki koltukta oturanlar ne iş yaptığımı sorduklarında, bir tasarım eleştirmeni olduğumu itiraf edecek kadar düşüncesizim. O zaman şu hiç değişmeyen soru geliyor: "Peki, iyi tasarım nedir?"

Cepte hazır bekleyen cevap iyi tasarımın genellikle farklı niteliklerin bir kombinasyonu olduğu, yani ne yaptığı, neye benzediği, ve saire. Ama tasarımdan beklentilerimiz değiştikçe bu nitelikler ve bunlar arasındaki ilişkiler de değişiyor. Şimdi bunların neler olduğuna ve nerede durduklarına bakalım:

1. Yaptığı şey

Her ne olursa olsun, ve sahip olduğu diğer harika özellikleri ne olursa olsun, işe yarar bir şey yapmıyorsa iyi tasarlanmamış demektir. Eğer yapıyor olduğu şey daha önceden yapılamıyorduysa, bu çok daha iyi. Bu hep böyleydi. M.Ö. 200'lerin başında İmparator Kin Şihuangdi iyi tasarımın ilk örneklerinden biriyle donanmış olarak Çin'i fethetti. O günkü okçular kendi silahlarını kendileri yapıyordu, böyle olunca da herbir okçunun oku sadece kendi yayından fırlatılabiliyordu. İmparator Kin bütün okların aynı boyda ve birbiriyle özdeş ve değiştirilebilir uçlardan yapılmasını emretti. Böylece, eğer bir okçunun savaş sırasında cephanesi bitecek olursa, diğerlerinin oklarını kullanabilecekti ve eğer ölecek olursa cephanesi boşa gitmiş olmayacaktı.

Bugün bile, eğer bir şey işlevini iyi bir şekilde yerine getiriyorsa iyi tasarlanmış olarak nitelenebilir. Google'ın logosunu ele alalım. Riskli bir fontla ve özel günleri gösteren şirin illüstrasyonlarla üslûp olarak berbat. Ama bu neşeli bir şekilde resmedilmiş logolar çok eğlenceli -tıpkı Google'dan bir hediye gibi- ve bu da bizi bu logolar hakkında daha sevgi dolu düşüncelere sevkediyor. O zaman mesele yok.

2. Nasıl göründüğü

Pek az şey tasarım sadelikçisini iyi tasarımın sadece görünümle ilgili olduğunu öne sürmekten daha fazla kızdıramaz. Evet, tasarım sadece görünümle ilgili değildir. Ama İmparator Kin'in okları ve Google'ın logosu istisnalardır, çünkü işlev ender olarak yeterlidir ve göze hoş gelen şeyden hoşlanmakta hiçbir beis yoktur.

Bundandır ki, Marcel Breuer'in 1920'lerdeki sandalyeleri veya Dieter Rams'ın Braun için 1950'lerde tasarladığı elektrikli aletleri gibi ders kitaplarında yer alan iyi tasarım örnekleri biçim ve işleve büyük bir değer verme eğilimindedir. Ama neyin iyi göründüğüne ilişkin algımız gitgide karmaşık ve çoğu kez de çelişkili hale geliyor.

Eskiden sanatta güzelliği arıyorduk, ama şimdi meydan okuyucu veya provokatif olması dolayısıyla değer verme eğilimindeyiz ve tıpkı Apple'ın göz kamaştırıcı dijital ürünlerinde olduğu gibi, aynı zamanda kullanışlı olan şeylerdeki güzelliği teslim etme konusunda kendimizi daha rahat hissediyoruz. Bir çok "güzel" görüntünün dijital rötuştan ibaret optik yanılsamalar olduğunu bildiğimiz bir çağda güzellik konusunda da gitgide kuşkucu olduk. Belki de bundandır ki Alman tasarımcı Konstantin Grcic'in alışılmadık estetiği mobilya tasarımında bu denli moda haline geldi. Biçimsizliği otantik görünüyor.

3. Yeni olan

Yeni olanın eski olandan daha iyi olduğu inanışı 20. yüzyıl tasarım kültürünün başlıca prensiplerinden biriydi ve bu bugün de ayartıcılığını sürdürüyor. Garip gelebilir ama yeni Coca-Cola Klasik teneke kutunun tarzını beğeniyorum, ama en yeni baskı teknolojisinin bir ürünü olduğunu bilince daha da çok beğeniyorum.

Ama yenilik kendi başına yeterli değil. 3M tarafından 1968'de icat edilen yapışkanı hatırlayın. Bu yapışkanla bir kağıdı düz bir zemin üzerine tutturabiliyordunuz, ama yapışkan bu işi kalıcı bir şekilde yapacak kadar güçlü değildi. Bu yararsız bir yenilikti, ta ki şirketin bilim adamlarından biri kilisedeyken bu tutkalın ilahi kitabının arasına koyduğu kitap belirtecinin kayıp düşmesini önleyebileceğini farkedinceye kadar. Böylece çok kullanışlı post-it not kağıtları fikri doğmuş oluyordu.

Yeniye duyduğumuz inanç çevresel endişelerle sarsıldı. Hala yeniliği yararlı olarak görmekle birlikte yenilik karşısında artık daha kuşkucuyuz. Hindistan'da Tata şirketi tarafından üretilen ucuz Nano marka arabayı ele alalım. Eskiden olsa 2400 dolara satılan bir halk arabasını yere göğe koyamazdık, ama şimdi bunun ekolojik etkileri konusunda söylenmeden edemiyoruz.

4. Nasıl çalıştığı

Bu hep önemli oldu. Çalıştırması ustalık isteyen şeyleri kimse sevmez, ama nasıl çalıştıkları bugün daha önem kazanmış bulunuyor. En azından dijital ürünler için bu böyle. Televizyon veya kayıt cihazı gibi elektronik bir nesneyi nasıl çalıştıracağınızı, sadece şöyle bir bakmakla kabaca tahmin edebilirsiniz. Ama MP3 çalıcı veya cep telefonu gibi bir gizemli kutuyla ne yapılacağı dış görünüşünden hareketle nasıl bilinebilir ki?

Bundandır ki dijital gereçleri nasıl kullanacağımızı belirleyen kullanıcı arayüz yazılımı bunları kullanma deneyimimizi şekillendirmede şimdi çok önemlidir. Mantar gibi ortalığı kaplayan berbat arayüz yazılımı tasarım rahatsız edici bir biçimde ürünleri gereğinden fazla karmaşık hale getirmiştir. Ama iPhone gibi yaratıcı ürünleri kullanması çok kolay, öyle ki, bir kullanma kılavuzuna ihtiyaç duymuyorsunuz.

5. Suçluluk

Etik ve çevresel açıdan kendimizi suçlu hissetmemize sebep oluyorsa eğer, harika ve kullanışlı bir şey tasarlamanın anlamı ne? Bir zamanlar böylesi endişeler huysuz bir azınlığın takıntıları olarak görülüyordu. Artık değil. Bir çok ülkede plastik torbaların nasıl kısa bir sürede tabu haline geldiğini bir düşünün.

Nasıl tasarlandığı, nasıl yapıldığı ve sonunda da nasıl yeniden işleneceği konusunda kendimizi emin hissetmedikçe bir şeyin iyi tasarlanmış olduğunu nasıl söyleyebiliriz? Tata'nın Nano'su buna en iyi örnek. Ama suçluluk tek başına her zaman yeterli değil. Floresan ampulleri düşünün, eski tür ampullerden çok daha az enerji harcıyorlar, ama çok çirkinler, hem kendileri hem de ruhsuz ışıkları çok çirkin. Bunları iyi tasarlanmış olarak nitelemek mümkün değil.

 

Kaynak: IHT