Michel Foucault ve Las Meninas
Murat Belge
 

Michel Foucault [Fuko] Fransa'nın yirminci yüzyılın ikinci yarısında çıkardığı en ilginç düşünürlerden biri. Epistemoloji alanında önemli katkıları var. En önemli katkısı, belki de uyguladığı yöntem: düşünceyi, bilginin oluşumunu soyut bir şekilde, insan zihninin varsayımsal işleyiş biçimleri düzeyinde değil, bir süreç içinde, düşüncenin oluşumunun maddî pratiğinde inceliyor. Böylece, epistemolojiyi öznelcilikten kurtararak nesnel ve maddî belirlenimleri içinde görebilme imkânını yaratıyor.

Önemli kitabı Kelimeler ve Şeyler (İngilizce'ye Şeylerin Düzeni ya da Sırası olarak çevrildi) insan zihninin düşünmesini belirleyen etmenler üzerine çok değerli saptamalarla doludur. Çağdaş dilbilimden, semiyolojiden de yararlanan Foucault, düşüncede temsil etmenin koordinatlarını uzun uzadıya inceler bu kitabında. Önsözde söylediği gibi "bilginin pozitif bilinçaltını" aramaktadır: Yani, sonunda bir "bilgi" bir "önerme" olarak ortaya çıkan düşüncenin somut ve maddî ögelerini.

Vardığı önemli sonuç şudur: "...bilimsel söylemin tarihî analizi bence son kertede bir bilen özne teorisine değil, bir söylemsel pratik teorisine dayanmalıdır."

itabın önsözünde, "bilginin bilinçaltına" inme düşüncesinin nasıl doğduğunu anlatır Foucault. Hikâye gerçekten ilginç (ve son derece eğlenceli) olduğu için, bu kısa bölümü buraya alıyoruz. Foucault, Borges'in kitabını okuyor. Burada, bir Çin ansiklopedisinden alınma bir parça var. Parçaya göre, "Hayvanlar şu sınıflara ayrılır: (a) İmparatora ait olanlar, (b) mumyalanmış olanlar, (c) evciller, (d) süt domuzları, (e) sirenler, (f) olağanüstü olanlar, (g) sokak köpekleri, (h) bu sınıflamaya dahil edilmiş olanlar, (i) kudurgan olanlar, (j) sayısız olanlar, (k) çok ince bir deve tüyü fırçayla çizilenler, (l) ve saire, (m) az önce su testisini kırmış olanlar, (n) uzaktan bakınca sinek gibi görünenler."

Bu olağanüstü hayvanlar sınıflandırmasını bize sunduktan sonra şöyle diyor Foucault: "Bu sınıflandırmanın verdiği şaşkınlık içinde, bir büyük sıçrayışla kavradığımız şey, bu masal yoluyla bize bir başka düşünce sisteminin egzotik sevimliliği olarak gösterilen şey, aslında kendi düşüncemizin sınırlılığı, bunu düşünebilmenin kesin imkânsızlığıdır."

Böyle bir sıralamanın da kendine özgü ve kendisi için yeterli bir mantığı olduğu sonucuna varıyor Foucault. Aslında listede her şey yerli yerine konmuştur: İmparatora ait hayvanlarla masal dünyasına ait hayvanlar kendi şerefli, ayrıcalıklı yerlerine yerleştirilmiş, üstelik, Batı mitolojisinden alışık olduğumuz için benzeri bir listede görsek yadırgamayacağımız alev saçan ejderler, yarı aslan, yarı kartal yaratıklar, boynuzlu atlar v.b. işin içine girmemiştir. Foucault şöyle devam ediyor:

"İmkânsız olanlar olağanüstü hayvanlar değil, çünkü onlar zaten bu şekilde adlandırılmış, ama onları sokak köpeklerinden ya da uzaktan bakınca sinek gibi görünen hayvanlardan ayıran (ya da onların yanına yerleştiren) mesafenin darlığıdır. Her türlü tasavvurun, mümkün olan her düşüncenin sınırını aşan şey, bu kategorilerin her birini öbürüne bağlayan alfabetik dizidir sadece."

ynı şekilde Foucault'ya düşündürücü gelen, sayılan hayvanların garipliği değildir. Tek tek akrabalıklarından çok, bu özellikleriyle bir araya toplanmış olabilmeleridir: Sayılan şeylerin akraba olabilmesi imkânsız değil, akrabalıklarınınn üzerinde mümkün olabileceği yer imkânsız. (i) kudurgan, (j) sayısız, (k) çok ince bir devetüyü fırçasıyla çizilmiş olan hayvanlar, onları sayan sesin madde-dışı tınısı ya da bunun yazılı olduğu sayfa dışında nerede buluşabilirlerdi? Dilin yok-mekânı dışında nerede yan yana gelebilirlerdi?"


Künye: Belge, Murat. "Michel Foucault ve Las Meninas", Tan, Aylık Düşün/Yazın Seçkisi, 3/4, Temmuz-Ağustos 1982, Michel Foucault Özel Sayısı. (Yayına hazırlayan: Enis Batur)