Frankfurt Okulu pozitivizme niçin karşı?
Tom Bottomore
 

ozitivizm ve ampirizm eleştirisi toplumsal kuram için alternatif bir epistemoloji ve metodoloji geliştirme girişimi, Horkheimer'in 1937'deki geleneksel ve eleştirel kuram üzerine denemesinden, 1969'daki pozitivizm tartışmasına kadar, yalnızca bir temel sunmakla kalmayıp, Frankfurt Okulu'nun otuz yıllık toplum kuramının geniş bir parçasını da oluşturur. Frankfurt Okulu'nun öğretisinin bu merkezî ögesi çok daha ayrıntılı bir biçimde incelenmelidir.

Okul'un eleştirisi, sırayla belirlemeye çalışacağım üç ayrı boyuta sahipti:

İlkin pozitivizm toplumsal hayatın doğru bir şekilde kavramsallaştırılması ve anlaşılmasını sağlamayan, sağlayamayan yetersiz ve yanlış yönlendirici bir yaklaşımdır.

İkincisi, pozitivizm yalnızca varolana katılmakla varolan siyasal düzeni kutsallaştırır, radikal herhangi bir değişikliği engeller ve siyasal bir suspusçuluğa (quietism) sürükler

Üçüncüsü, pozitivizm içsel olarak yeni bir egemenlik biçimini, yani "teknokratik egemenliği" destekleme ve üretmeye bağımlıdır ve bu süreçlerde temel bir etmen olmaktadır.

Pozitivizmi bir bilgi kuramı ve bir bilim felsefesi olarak eleştirirken, Frankfurt Okulu düşünürleri belirsiz ve değişken bir eleştiri nesnesi düşüncesiyle hareket ettiler.

Marcuse böylece Akıl ve Devrim'de dikkatini Fransız ve Alman rasyonalizminin eleştirel ve yıkıcı eğilimlerine karşı bilinçli bir tepki, kısaca karşı-durucu bir öğreti olarak gördüğü Comte pozitivizmi üzerinde topladı.

orkheimer 1937'de basılan iki temel denemesinde pozitivizmi çok daha kapsamlı bir şekilde, Viyana Çevresi'nin "mantıksal amprizmi" ya da "mantıksal pozitivizmi" biçiminde çok daha kapsamlı bir biçimde eleştirdi. Horkheimer'in eleştirisi genel olarak "bilimciliğe" (scientism) ve "bir birleşik bilim" tasarısı şeklinde Viyana Çevresi üyelerince ifade edilen doğa ve toplum bilimleri için "ortak evrensel ve bilimsel bir yöntem" düşüncesine, özel olarak da pozitivizmin, bilimin tek bilgi ve tek kuram olduğu iddiasına ve felsefenin, yani "bilime yönelik her eleştirel tavrın" alçaltılmasına karşı yöneltilmiştir.

Horkheimer şu sözlerle eleştirisini sürdürür:

"Açık olarak belirli bilimsel görüşlerle uzlaşmaz olan her konunun yanlış olarak değerlendirilmemesi gerekir... Sadece yapıcı düşünce çeşitli disiplinlerin kavramlarını bir araya getirir, bunları verili konumun gerçek örüntüsüne yerleştirir. Bilimle kurulan bu olgusal bağ bilim dilinin tam ve doğru bir bilgi biçimi olduğu anlamına gelmez. Yalnızca bilimin dilinde konuşmak çocuksu ve yobazcadır."

(...)

Eleştirel kuramın amacı toplumun dönüşümü ve insanın özgürleşimi olarak açığa çıkar. Bilgi ve hedefi, kuramsal ve pratik aklı bir senteze götürmeye yönelik bu girişim, Frankfurt Okulu'nun köklü felsefî bir konumu ve "olgu ile "değer"in pozitivist ayrımı eleştirmesinin temeli olarak kalmıştır.


Künye: Bottomore, Tom. Frankfurt Okulu (Eleştirel Kuram). Çeviren: Ahmet Çiğdem. İstanbul: Ara Yayıncılık, 1989.