Tanrı'da Erime
Émile Michel Cioran
 

endi bağımsız özü karşısında ikircikli kalan zihin, her seferinde, reddettiği şeylerin tehdidi altındadır. Sık sık dikkati elden bırakarak -en büyük ayrıcalığıdır bu- böylesi bir zihin, kaçmaya çalıştığı eğilimlerin ardına düşer, veya murdar gizemlerin avı haline gelir... Bizi gerisingeri dört ayağa, önceki problemlere alıp götüren bu korkuları, bu serseme çeviren nöbetleri, bu cinnetleri kim bilmez ki?.. Dizlerimizin bağı çözülür ama bükülmezler; ellerimiz sarışmaksızın kenetlenir; gözlerimiz bakakalır ama bir şey görmez... Kendini daha bir cesaretlendiren şu diklemesine gururu, bizleri dehşetengiz manzarayı görmekten muhafaza eden şu el kol devinimlerinin dehşetini, ve ipe sapa gelmez bir şekilde tarifsiz olarak üzerinize dikilmiş bir bakışı perdelemek üzere gözkapaklarının imdada yetişmesini el altında bulundururuz. Çöküşümüz yakındır, ama kaçınılmaz değildir; kaza bir tuhaftır, ama nadiren yenidir; yaşadığımız dehşetlerin ufkunda bir gülümseyiş sökmektedir... İbadete koyulmayacağız... Çünkü yine de, O muzaffer olmamalıdır; O'nun büyük harfiyle uzlaşmak bizim ironimizdendir; O'nun saçtığı ürpertileri dağıtmak bizim kalbimizdendir.

Böylesi bir Varlık eğer gerçekten varsa, eğer zaaflarımız azmimizin ve derinliklerimiz düşünüp taşınmalarımızın hakkından gelmişse, ne diye kafa patlatıp duralım, nasılsa müşkilatımız giderilmeyecek, meselelerimiz ertelenmeyecek ve korkularımız dindirilmeyecek mi? Ki bu, çok kolay olurdu. Her mutlak -kişisel veya soyut olsun- problemlerden bir yakayı sıyırabilme yoludur ve yalnızca problemlerden değil, bunların, duyuların paniğinden başka bir şey olmayan kökünden de aynı zamanda.

Tanrı: korkularımız üzerine yatay bir düşüş, hiçbir umudun kandıramadığı arayışlarımızın göbeğindeki, şimşek gibi bir kurtuluş kıyısı, payandasız ve kesinkes payandalanamaz gururumuzun, anında hiç oluvermesi, bireyin bir yan-hattı, kaygının yokluğu için verilen sadakadaki ruh...

İnançtan daha büyük feragat ne ola ki? Tamam, onsuz bir çıkmazdan diğerine savrulup duracağız. Ama hiçbir şeyin hiçbir yere götürmediğini, evrenin olsa olsa can sıkıntımızın bir yan-ürünü olduğunu bilsek bile, yere ve göğe karşı kafataslarımızı toslama ve yarma hazzını, bu hazzı ne diye kurban edelim?

Atalarımızdan kalan ödlekliğimizin önerdiği çözümler, entellektüel namusa yönelik ödevimizden en berbat sıvışmalardır. Ahmak yerine konmak, işletilmiş olarak yaşayıp ölmek tastamam insanların yaptığı şeydir. Ama bizleri Tanrı'da yitip gitmekten koruyan ve bütün anlarımızı, asla sunmayacağımız ibadetlere dönüştüren bir şeref vardır.

 

Çeviri: Ersin Balcı


Künye: Cioran, E. M., A Short History of Decay, 1949. Not: Bu kitap Türkçe'ye Çürümenin Kitabı adıyla Haldun Bayrı tarafından çevrildi ve 2000 yılında Metis Yayıncılık tarafından yayınlandı.