atbaanın icadı, genel olarak uygarlığın gelişiminde belirleyici olan icatlardan biri olarak kabul edilir. Gütenberg'in 1450 yılında icat ettiği hareketli harfleri kullanan baskı makinesi sıklıkla dünya uygarlığının en önemli icadı olarak anılır.

Halbuki matbaanın icadı bundan çok önce Tang Hanedanı (618-906) döneminde Çin'de —ve muhtemelen dördüncü ve yedinci yüzyıllar arasında— gerçekleşmişti. Baskıcılık, önce kumaş baskısı yapmak için ahşapların oyulması biçiminde başladı. Sonra, inananlar tarafından muska olarak taşınan, dinsel nitelikteki kısa Budist metinlerinin yeniden-üretimi ahşap kalıplar yoluyla yapıldı. Daha sonraları ise uzun rulolar ve kitaplar önce ahşap kalıp baskıyla ve sonra, onbirinci yüzyıldan başlayarak hareketli hurufat sistemiyle basıldı. Pahalı olmayan matbu kitaplar Song Hanedanı (960-1279) döneminde Çin'de yaygın olarak bulunabiliyordu.

Baskıdan ilk kez 593 tarihli bir imparatorluk buyruğunda söz ediliyor. Bu buyrukta Sui imparatoru Wen-ti Budizm'e ilişkin imge ve kitapların basılmasını emrediyor.

Metin önce ince bir kağıt parçasına yazılıyor, sonra yazılı kağıt ahşap bir levhaya yüzüstü gelecek şekilde tutkalla yapıştırılıyordu. Yazı karakterleri bir ahşap baskı kalıbı oluşturmak üzere oyuluyordu. Tahta-kalıp yönteminde, bir kitabın her sayfası için yeni bir kalıbın oyulması gerekiyordu. Ama kalıplar bir kez hazırlandığında, baskı ustası günde bin kadar sayfa basabiliyordu.

Dokuzuncu yüzyılda basılı kitaplar Shu bölgesinde çok miktarda bulunabiliyordu ve bunlar kitap satıcılarından satın alınabiliyordu. Çok geçmeden baskı tekniği diğer bölgelere de yayıldı ve dokuzuncu yüzyılın sonunda bütün Çin'de bu teknik kullanılmaya başlanmıştı. Matbu kitaplar arasında Konfüçyusçu klasikler, Budist kitaplar, sözlükler, matemetik kitapları ve diğerleri vardı. Baskı tekniği hızla gelişti. 1000 yılına gelindiğinde modern tarzdaki sayfalı kitaplar ruloların yerini aldı. İki renkli (siyah ve kırmızı) baskı 1340'tan itibaren görülmeye başlandı.

Elmas Keski Sutra

"Elmas Keski Sutra" rulosu dünyanın bilinen en eski tarihli matbu kitabı. Hint Budizminde merkezî bir önemi olan metin ilk kez yaklaşık olarak M.S. 400'de Sanskritçe'den Çince'ye çevrildi ve M.S. 868'de Çin'de ahşap-kalıp baskı tekniğiyle basıldı.

Her ne kadar kalıp baskının ilk örneği olmasa da, bu rulo üzerinde basım tarihi bulunan en eski örnek. Rulonun iç tarafında yer alan, kitabın baskısı hakkındaki kısa notta şunlar yazıyor: "Wang Jie tarafından anne ve babası adına dokuzuncu Şiantong yılının dördüncü ayının onüçüncü günü [yani, 11 Mayıs 868'de] parasız olarak dağıtılmak üzere basıldı." Rulo, 1907 yılında arkeolog Aurel Stein tarafından Kuzey Batı Çin'de İpek Yolu yakınlarındaki Dunhuang Mağaraları'nda duvar örülerek gizlenmiş bir mağarada bulundu. Burası yaklaşık 1000 yılında kapatılarak gizlenmiş olduğu sanılan ve içerisinde binlerce elyazmasının yanı sıra az sayıda matbu eser de bulunduran bir kütüphaneydi.

"Elmas Keski Sutra"nın baskı kalıplarını hazırlayan kişinin hatırıssayılır bir deneyim ve ustalığa sahip olduğu anlaşılıyor. Her ne kadar baskının nerede gerçekleştirildiği bilinmiyor olsa da, o dönemde Güneybatı Çin'de yer alan Sichuan'ın baskı faaliyetlerinin merkezi olduğu biliniyor.

Tang hanedanına kadar kalıp baskı tekniğiyle kitap üretimi hâlâ sınırlı sayıdaydı. Geç Tang döneminde (923-936) hükümet, ilk başbakanı Feng Tao'nun tavsiyesiyle Beş Klasik'in kalıp baskı tekniğiyle yeniden üretilmesini ilk kez malî olarak destekledi. Ondan sonra neredeyse bütün önemli kitaplar kalıp baskı yoluyla çoğaltıldı.

Çin'de Hareketli Hurufatın İcadı

Ch'ing-li döneminde (1041-1048) hareketli hurufat sisteminin icadıyla baskı tekniğinde yeni bir ilerleme kaydedildi. Ne var ki bu büyük teknolojiyi kültürel nedenler yüzünden hayata geçirmek mümkün olamadı. Çin yazı karakterleri çok sayıda ideogramdan oluşuyordu. Binlerce farklı karakterin dökümünü yapmak ve bunları sınıflandırmak çok zordu. Hareketli hurufat sistemi ancak daha az karmaşık ve az harfli bir alfabesi olan bir yazı sistemine sahip bir kültürde gelişebilirdi.

Öte yandan Çinli matbaacılar matbaa harflerini kalıba dökmek için kil kullanıyor, sonra bunları çömlekçilikte olduğu gibi pişiriyorlardı. Bu harfler, ne var ki, baskıda kullanılmak için çok kırılgandılar.

 

Batı'da Hareketli Hurufatın İcadı

Batı uygarlığı onbeşinci yüzyılda Johannes Gütenberg'in hareketli matbaayı icadıyla büyük bir devrim yaşadı. Hareketli hurufat sistemi matbuat tarihinde önemli bir atılımdı ve insan uygarlığına büyük katkılar sağladı. Temel baskı tekniği Çin'den Avrupa'ya 1300'lerde geçmiş olabilir. Buna karşın, bazı bilimadamları baskı tekniğinin Avrupa'da kendi başına bağımsız olarak geliştiğini iddia ediyorlar. Johannes Gütenberg'in 1450'lerde icat ettiği hareketli hurufat sistemi toplumu büyük ölçüde dönüştürdü ve bilginin geniş halk yığınlarına ulaşmasını sağladı. Bu icat, birçok kişi tarafından bin yılın icadı olarak kabul ediliyor.