GÜNLÜK HAKKINDA


Günlüğün yazarı Dr. Dang Thuy Tram 22 Temmuz 1970'de, Vietnam Savaşı'nda bir Amerikan saldırısı sırasında öldürüldü. Öldüğünde 27 yaşındaydı ve üç yıldan fazla bir zamandır savaş bölgesindeki bir klinikte doktor olarak çalışıyordu.

Günlüğünde eski sevgilisine duyduğu özlemden ve Komünist Parti’ye katılma arzusundan söz eden Dang Thuy Tram’ın savaş zamanında tuttuğu günlüklerden ilk ikisi kayıp. Yazdıklarından, çok duyarlı genç bir kız olduğu ilk bakışta göze çarpan Thuy günlüğüne yaşadıklarını aktarırken bütün içtenliğiyle devrimci ateşliliğinin yanısıra kırılganlığını ve kendinden şüphelerini yansıtmış: “Eğer güzelim günışı altında Sosyalizmin çiçekleriyle birlikte yaşamayı başaracak olursan, ortak amaç için kanlarını dökerek kendilerini feda edenleri unutma.”

Thuy'un yazdıkları küçük defterinde birçok boş sayfa bırakarak birdenbire kesiliyor ve tutkularına ve umutlarına sonuçsuz bir son veriyor. 

Öldürülmeden sadece iki gün önce Dr. Tram bitkinliğinden ve kendisine bakacak bir anne eline duyduğu özlemden söz ediyor: “Lütfen gel ve çok yalnız olduğumda elimi tut,” diye yazıyor; “Beni sev ve bana önümüzdeki zorlu yollarda ilerleme gücü ver.”

“Dün” diye yazıyor başka bir yerde, “kötü yaralanmış 21 yaşındaki bir asker, ona yardım edebilirim umuduyla, ismimle bana seslendi, ama edemedim ve işe yaramaz ellerimin arasında onun ölümünü seyrederken gözümden yaşlar boşandı.”

Günlüğün Serüveni

Yakınlarda gün ışığına çıkan bu günlüğün bu güne kadarki serüveni de en az günlüğün kendisi kadar dokunaklı.

Dang Thuy Tram’ın günlüğünü yok olmaktan bir Amerikan askeri kurtardı. 1969 Aralık’ında Frederick Whitehurst, Quang Ngai bölgesinde görevlendirilmişti. Duc Pho yakınlarındaki Askerî İstihbarat Birliği’nde görevli olarak, ele geçirilmiş ve askerî değeri olmayan düşman belgelerini yakıyordu. Yanında Güney Vietnamlı tercümanı Nguyen Trung Hieu vardı.

Whitehurst anlatıyor: “Ben kağıtları ateşe atıyordum. Nguyen Trung Hieu’nun, arkamdan doğru günlüğe bakarak şöyle dediğini hatırlıyorum: ‘Fred, bunu yakma. O zaten ateşler içinde yanıyor.’ Tercümanım güney hükümetine çok sadık bir askerdi. ‘Onun sözlerini yok etme’ diyerek kendini risk altına sokmuş olması beni çok etkiledi. Eğer siz de bu günlüğün ilk birkaç sayfasına şöyle hızlıca bir göz atacak olursanız, onun neden saklanması gerektiğini anlarsınız.”

Whitehurst  şöyle devam ediyor: “Komünistleri öldürmek için savaşa katıldım. Savaşa hiç de karşı değildim ve göreve hazır bir Amerikan askeriydim. Ama bu şey başkaydı. Bu şuydu: ben bir insandım ve o da bir insandı ve bu günlüğü fırlatıp atmaktansa saklamam gerektiğini düşündüm.”

Whitehurst 1972’de eve döndü. Emirlere karşı olarak, günlük de onunla birlikteydi. Onu çekmecesinde sakladı. Okuldan mezun olmak için gittiğinde ve FBI’a katıldığında hala orada duruyordu. Aklında hep günlüğü Tram’ın ailesine geri verme düşüncesi vardı. “Ama, FBI’a katıldığımda, elbetteki Vietnam elçiliğine yaklaşamazdım, çünkü FBI ajanları komünistlerle konuşmazdı.”

Whitehurst otoriteye saygısının Vietnam’da parçalanmaya başladığını ve FBI’da kimyager olarak çalıştığı sonraki kariyerinde ise kalmadığını söylüyor. Whitehurst’ün FBI’daki bu kariyeri, başkalarının yanısıra, 1993 Dünya Ticaret Merkezi’nin bombalanışındaki yolsuzluk ve suiistimalleri ortaya çıkarmasıyla sona erdi. Ultra-vatansever, Amerika’nın en ünlü yolsuzluk açığa vurucularından biri haline geldi.

Ama FBI ile olan kavgası, Tram Günlüğü’nün yayınlanmasının önünü açtı: “Bütün bu yıllar boyunca isteğim Thuy’un sözlerini ailesine, ülkesine geri götürebilmekti. Bu hükümet denilen kahrolası şeyin ötesinde insanlık var ve eğer yoksa, lanet olsun, hepimiz cehennemin dibine gideceğiz. Belki bunu bir kitap olarak yayınlayabilirdim. Ama FBI, çalışanlarının komünistlerle işbirliği yapmasına izin vermezdi. Sonunda, FBI’ı takmadım.”

Artık avukat olarak çalışan Whilehurst, günlüğü kardeşi Robert’e gösterdi. Robert da bir Vietnam gazisiydi ve bir Vietnamlı ile evliydi. Günlükten çok etkilenen ve İngilizce’ye çevirmeye başlayan Robert, Thuy’un ailesini bulmak için Vietnam’a gitmeyi çok istiyordu ama birçok gazi gibi oraya geri dönmekten büyük ürküntü duyuyordu.

Sonunda iki kardeş günlüğü Texas Üniversitesi’nde Vietnam Savaşı üzerine düzenlenen bir konferansa götürmeye karar verdiler. Burada, bir sonraki ay Hanoi’ye gidecek olan Ted Englemann ile tanıştılar. Günlüğün dijital kopyalarını alan Englemann, Hanoi'de Dang ailesinin izini sürdü ve birkaç hafta aramadan sonra kızkardeşleriyle 82 yaşındaki annesini bulabildi.

Englemann Tram’ın günlüğünün kopyasını annesi Doan Ngoc Tram’a gösterdi. Annesi şöyle diyor: "Onu gördüğümde, elyazısının ona ait olduğunu anladım ve sanki kızım orada, tam önümde duruyormuş gibi geldi.”

Annesi günlük hakkında şöyle diyor: “Mektup yazdığında, bizi endişelendirecek hiçbir şeyden hiç söz etmezdi. Günlüğü okuduğumda durumunun hayal bile edilemeyecek kadar kadar kötü olduğunu görebildim. Bazı bölümleri o kadar acı dolu ki, hala o kısımları okuyamıyorum.”

Daha sonra, Whilehurst kardeşler Dang ailesini ziyarete gittiklerinde, Günlük basılmış ve hem Fred hem de Dr. Dang ünlü olmuştu. Başlangıçta nasıl karşılanacaklarından endişe duyan Fred Whitehurst kendilerine gösterilen yakınlıktan şaşkınlığa düştüğünü söylüyor:

“Hanoi’de yaptığımız şey, Almanların II. Dünya Savaşı’nda Londra’ya yaptıklarından farklı değildi. Sebep her ne olursa olsun, işgalcilerdik. Ama Vietnamlılar bizi kucakladı. Başbakan bizimle görüştü ve bize teşekkür etti. Aileye gelince: Babaları, kızlarının ölümünden sonra felç geçirmiş ve bir daha asla iyileşememişti. Kızlarını çok seviyorlardı. Orada, kendi ülkemde olduğundan daha iyi davrandılar bana.”

Whilehurst devlet televizyonunda kendisiyle yapılan bir röportajda bu günlüğün “bütün dünyaya ait olduğunu” söyledi.

 
 
 

Dang Thuy Tram'ın annesi, Ekim 2005'te Texas Üniversitesi Vietnam Araştırmaları Merkezi'ne ziyareti sırasında, elinde kızının günlüğünü tutuyor.

 
 
 

Doan Ngoc Tram kızının günlüğünü kucaklıyor. Solunda, kızı Dang Hiem Tram ve sağında ise diğer kızı Dang Kim Tram bulunuyor.