Çok yorucu bir gün. Üç ağır yaralı aynı anda geldi. Bütün gün ameliyat masasının başındaydım. Yaralılar yüzünden, Cong Amca’nın (Huong’un babası) feryatları yüzünden ve sürüp giden, hiç bitmeyen keder yüzünden başım çatlayacak gibi.

Duong hizmet sırasında düşman tarafından yakalandı. Bu hayat dolu, sıcakkanlı çocuğun sorguya nasıl dayanacağını bilmiyorum. Duong için çok üzgünüm. Duong’a yazdığım mektup eline geçmeyecek. Mektubu götüren kişi öldü, mektubu alacak olan kişi yakalandı. Hüzünlü bir şarkının sesi kulaklarıma geliyor: “Annenin kalbi geniştir, tıpkı okyanus gibi. Şarkının sesi ne tatlı, tıpkı ırmakta akan su gibi.” Bu Duong’un şarkısının sesi mi? Hayatı boyunca kendisi için çalışmış, onun mutluluğu için umutlar beslemiş olan annesini hapishanedeyken düşünürkenki feryatları mı? Duong’un annesi gibi kederi öğrenecek olan birçok anne var. Evet, eğer düşüp ölecek olursam, annem de onlar gibi olacak, o da tıpkı diğer anneler gibi hayatını çocuğu için feda ettikten sonra, çocuğu savaşta öldüğü için yas tutacak. Sevgili anne! Sen beni bu kadar çok severken seni terkedip uzaklara gitmek zorunda kalırsam sana ne söyleyebilirim ki? Düşman hala orada. Hala kimbilir kaç anne oğullarını kaybedecek, kimbilir kaç koca eşini kaybedecek... Bu ne kadar acı!