Bunlar benim için çok üzücü günler. Kalbimi bu kadar sıkıştıran şey ne? Kanayan, yaralı bir kalbin üzüntüsü mü, yoksa başka bir şey mi? Toplumun haksızlığı hergün kendini gösteriyor. Hala aramızda Parti’nin şerefini kemiren kurtlar ve böcekler var: eğer bu kurtları ve böcekleri yok etmeyecek olursam onlar Parti’ye duyduğumuz sevgiyi ve inancı yok edecekler. Sonuna kadar mücadele etmek için hala Parti saflarında yer almadığım için çok üzgünüm. Kolun bütün üyeleriyle köy ve bölge yönetimindeki birçok kişinin benim lehime hareket edilmesini istemelerine rağmen, belki de bu yüzden beni Parti’ye kabul etmekte tereddüt ediyorlar. Bunun üzerine düşündükçe daha da üzülüyorum. Bunu bana yakın kişilerle konuşmak istesem de konuşmayıp, sessiz kalıyorum. Konuşsam anlayacaklar mı? Herkes bu onur kırıcı durum ve zor günlerde başının çaresine bakmak zorunda. Bir sevgi çemberi içerisinde yaşıyorum, ama bu beni hiç de mutlu etmiyor çünkü hep insanların bana gösterdiği sevgiyi çekemeyen birileri var. Elbetteki hayatın iki yönü var: iyi ve kötü. Herşey her zaman iyi olmuyor, ama neden hala çok üzüntülü ve kederle doluyum?