Öğleden sonra yağmur. Tavanı örten sazlar ve ağaç yaprakları üzerine düşen yağmur beni hüzünlendiren monoton bir ses çıkarıyor.

Uzun zamandır okul günlerimdeki duygularımı unuttum: kalemin ucunu ağzına sokmuş, kulak vermeksizin, sadece çiseleyen yağmur altında belirsizleşmiş gölü seyrededip başka şeyler düşünerek öğretmenini dinleyen o kızın duygularını... Bugün o çok eskilerdeki bir burjuvanın ve yeniyetme bir kızın duyguları zihnimde yeniden canlandı. Bu yılki savaşta ölümüne direnişte canını dişine takan bir kadro “pratik” kelimesini anlamamı sağladı. Evet! Pratik hayatın iki yönü var. Hayat hala duyguyla dolu. Hayatta sevgiyi hala kolaylıkla bulabiliyorum ama son derece dürüst bir şekilde, başkaları için yaşamak kaydıyla. Ama ne kadar dürüst olursan ol, kimileyin yine de incinirsin, çünkü küçük bir parça prestij, küçük bir parça menfaat ve hatta bir parça yiyecek kadar küçük bir şey için seni ustaca kandıracak birileri hep vardır.

Düşünmeksizin kusursuzca yaşamak ve sadece haklılık ve sevginin ruhunu mu bilmek istiyorsun? Hayır, bunu yapamazsın: birileri senin aptal olduğunu ve başkalarının sana kolaylıkla birtakım yükler yüklemesine izin vereceğini düşünecektir. Öyleyse mücadele etmelisin, ama mücadele ederken aklın ve hayata ilişkin deneyimin olmalı. Bu mücadele sadece iki kişi veya iki insan grubu arasında değil, iki fikir arasında... Muhafazakar fikre sahip olanlar hala burjuva düşüncesinin kalıntılarına bağlı olanlar. İlerici fikre sahip olanlar ise ortak iyi için mücadele edenler. Doğal düzen bu.