Temmuz güney rüzgarının ağaçları hışırdatarak esmesiyle, sabah serinliğiyle ve geceleri ormandaki tatlı ay ışığıyla geri döndü. Temmuz güneşi hala zafer inancıyla, barış hayaliyle yanıyor. Savaşın ateşine ve dumanına bulanmış ülkemizde bu yıl Temmuz hala acıyla ve nefretle dolu. Uzun zaman 20 Temmuz’u görüşmelerin yapıldığı gün olarak anladım ama nihayet o güne varmak için 6 yıl boyunca çok kan döküldü. Ha Noi’de yazdı, ve tenha yolda Kutsal direnişe giden özgürlük savaşçılarına “hoşçakalın” dediğim Temmuz gecesinde havada bir yumuşaklık vardı. O günden bugüne daha büyüdüm. Ve şimdi dağların ve ormanın ortasında yine Temmuz. Yaralı askerle birlikte kaçtım, zaferden kaçtım. Sadece bizim gibi Vietnamlılar zaferi görüyor — düşman hemen arkamızdan bizi takip ediyor olsa da, askerlerimiz ağır çantalar taşıyor olsa da, ve düşmandan saklanmak için nehire ve ormana sapıyor olsak da...

Birden To Huu’nun şiiri aklıma geldi.

Bu topraklardaki her yer
Tıpkı Güney gibi acılı
Tıpkı Güney gibi cesur ve gözüpek.

Şairimiz tümüyle haklı, çünkü bu topraklar gibi başka bir yer yok. Sivil askerler Amerikalıları her yerde yok edebilir. Her karış toprak düşmanın kanıyla sulanıyor. Her aile yas şapkası takıyor, ama hala güç ve ilginç bir mutlulukla savaşmayı sürdürüyor. Sevgili Thuy, bu savaşan insanların safında olman ne kadar onur verici.