Bütün bu yalın ve içten mektuplar yine de yalnız kalbimi teselli edemiyor. Dört bir taraftaki arkadaşlarım beni özlüyor ve beni seviyor, ama ben hâlâ kendimi yalnız hissediyorum. Hâlâ ileri hatlardaki grupla birlikte duramıyorum. Partiye tüm samimiyetimle geldim, ama cevap görünüşe göre aynı [beni Parti’ye kabul etmiyorlar] ve M... hâlâ aşkıma lâyık değil. Yaşamda üç önemli şey vardır: fikirler, kariyer ve aşk. Bunların hiçbiri yok bende. Nasıl üzülmeyeyim?

Bu günlerde evi özlüyorum, hem de çok. Ormandaki rüzgâr evimin arkasındaki şeker kamışı yapraklarını bir o yana bir bu yana sallayan rüzgâra benziyor. Yaz güneşi altında kendimi güneşli bir günde Baç Mai Hastanesi’ndeki arkadaşımla hâlâ ders çalışıyormuşum ve oyunlar oynuyormuşum gibi hissediyorum. Her görüntü, her ses bana Sosyalist Kuzey’de yaşadığım hayatı hatırlatıyor. Orada durum nasıl? Annemler işlerinden memnunlar mı? İşle ilgili bir sorunları var mı? Sevgili anne ve babacığım, küçüklüğünden beri sevdiğiniz kızınız yaşamayı sürdürüyor; aşk, nefret, inanç ve üzüntüyle dolu oldukça pratik bir hayat sürüyor. Kanla, gözyaşlarıyla, terle ve binlerce ve binlerce zorluğa rağmen zaferle dolu bir hayat bu. Bununla başa çıkabileceğime inanıyor musunuz? Üzüntü ve aşkla, ama aynı zamanda da mutluluk ve dirayetle dolu olan kızınız kazanacak. Söz veriyorum, sevgili anne ve babacığım.