Bugünlerde işten başımı kaldıramıyorum ve her gün yeni işler gelmeyi sürdürüyor. Ağır yaralı birçok hasta ve yardım edecek çok az sayıda insan olunca klinikte herkes çok çalışmak zorunda. Benim için sorumluluk her zamankinden daha ağır, hergün sabahın erken saatlerinden gecenin geç saatlerine kadar çalışıyorum. İş miktarı çok ama bunun için yeterli personel yok. Klinikte insanların iyileştirilmesi ve eğitimin sürdürülmesi gerekiyor ve bunların sorumluluğu bir başıma bana ait. Her zaman büyük güçlükler içerisinde çalışıyoruz, ama her zamankinden daha fazla bütün yeteneğimi ve bütün gücümü Devrim yolunda harcadığımı hissediyorum.

Yaralı askerlerin gözlerinde acı vardı ve onlar için bir şey yapamadığımı düşünmüştüm, ama bugün bu gözler biraz daha ışıltılı görünüyor. Bir askerin şişmiş kolu kanıyordu ama bugün çoktan iyileşmiş durumda. Kırılmış kollar kaynamış bulunuyor. Bütün bunlar gece ve gündüz hastaların yanıbaşından ayrılmayan hemşireler ve benim sayemde oldu.

Ve öğrencilere tıbbın değerli bilgilerini öğretmeyi sürdürüyorum. Derslere sadece bir sorumluluk duygusuyla girmiyorum, ama aynı zamanda ülkemizi satan insanların ihanetinin sebep olduğu acılar ve kayıplara katlanmak zorunda kalan genç kardeşlerimin bir ablası olarak da yapıyorum bunu. Thuan, Lien, Luan, Xuan ve Nghia gibi genç öğrencilerim için çok üzülüyorum... Hepsi başka ama okumayı sevmeleri ve öğrendiklerini anlamaya çalışma konusundaki gayretleri birbirinin aynı. Thuan az önce babasının ölümünden dolayı ağlıyordu. Kalbine iki yas şapkasını bastırmıştı, ama solgun dudakları yeniden gülümsedi. İşte yeniden şarkılar söylüyor ve gülüyor, tartışmalara katılmaya can atıyor. Thuan’a baktıkça ona büyük bir sevgi ve hayranlık duyuyorum.

Bu acı dolu Güney topraklarındaki bütün isimsiz kahramanları nasıl sayabilirsiniz? Eğer Güney’deki bu Devrim içerisinde yer alabilirsem bundan büyük bir onur duyarım.