Bütün öğleden sonraları buna benziyor. Ormandaki kımıltısız ve sessiz ağaçlardan sızan cılız bir gün ışığı kapıdan içeri geliyor. Acaba savaşın ateşi buralara da gelecek mi?

Sessizce, sınava hazırlanan bir grup öğrenciyi dinliyorum. Öğrenciler! Neden bu genç insanlara bu kadar yakınlık duyuyorum? Özellikle de sınıfın önde gelenlerinden biri olan Thuan’a karşı. Thuan çok çalışkan ve nazik gibi. Onu sevmeme asıl neden olan şey acılar karşısındaki büyük metaneti. İki kişinin yasını tutuyor. Bazen, orada sessizce otururken onun bu yasını hissediyorum, düşünüyor ve iç çekiyor. Ama işiyle o kadar büyük bir şevkle ilgileniyor ki pek az insan başına gelmiş olanları anlayabilir.

Bazen Nghia ve Thuan’ı karşılaştırıyorum. Nghia benim evlat edinilmiş erkek kardeşim ve Thuan’la aralarında harika birçok ortak şey olduğunu görüyorum. Yalnız ve üzgün kalbini ısıtmak için ona kardeşimmiş gibi davranmak isterdim. Ama bunu yapmalı mıyım, yoksa yapmamalı mıyım? Bunu önce iyice düşünmeli.