Her gün Güney’den ve Kuzey’den zafer haberleri geldikçe kalbim mutlulukla doluyor, ama zihnim üzüntüyle dolu. Niçin? Çünkü Amerikalı haydutlar hâlâ buradalar, bu yüzden yas hâlâ sürüyor; çünkü onlar burada oldukları sürece mutluluktan söz edilemez.

Lien bana geldi ve M...’ye niçin şimdiye kadar ona nasıl davranıyorduysam öyle davrandığımı sordu. Niye diye mi soruyorsun? Bunun binlerce , binlerce sebebi var, ve bundan farklı nasıl davranabilirdim, bilmiyorum. Üzülmediğimi mi sanıyorsun? Hayır, yüzümdeki gülümseme kalbimdeki bir gülümseyişten gelmiyor. Bütün bunlar hakkında artık düşünmek istemiyorum, çünkü düşündükçe daha çok üzülüyorum. Şimdi kime inanabilirim? M...’ye mi inanayım, yoksa beni çevreleyen hikayem hakkındaki yüzlerce ve binlerce tartışmaya mı? Kimi izlemeliyim? Düşlerimi mi yoksa bir çoğunun dediği gibi pratik mi davranmalıyım? Bana bunu bir daha sorma: savaş meydanlarındaki silahların sesleri bizi uyandırıyor. Lütfen silahların seslerine iyi kulak ver ve emirlere uy: “Herkes ön saflara, zafer için!”