Mangrovlar tropikal ve alt tropikal gel-git bölgelerinde yetişen ağaçlardır. Bu bölgeler bitkilerin çok zor yetişebileceği yerlerdir. Suların çekildiği zamanlarda kökler havayla temas ederken, suların yükseldiği zamanlarda tuzlu suyla kaplanırlar. Sık sık taşkınların yaşandığı bu bölgelerde toprak da verimsizdir. ama mangrov ağaçları bu katı koşullara rağmen hayatta kalabilmeyi başarırlar. Bu bölgelerde yaşayan mangrov ormanlarına mangrove bataklıkları veya mangal adı verilir.

Mangrovlar Afrika, Asya, Avustralya ve Kuzey-Güney amerika'nın tropikal ve alt tropikal tuzlu su kıyılarının üçte ikisinden fazlasında yaşarlar. Dünyada toplam 172 bin kilometrekarelik bir alanı kaplayan mangrov bataklıkları sadece ince bir kıyı şeridi üzerinde bulunurlar.

Mangrove bataklıklarındaki su çoğu bitkiyi öldürecek kadar tuzludur. Ama 150 kadar farklı türü bulunan mangrov ağaçları sudaki tuzu süzen bir yapıya sahiptir. Öte yandan oksijen yokluğu mangrov bataklıklarında önemli bir sorundur. Suyun yükseldiği zamanlarda toprak tuzlu suyla kaplanır. Tuzlu suyun düşük oksijen düzeyi, bakterilerin çoğalmasına olanak sağlar. Bu bakteriler bitkiler için zararlı olan fosfat, sülfat ve metan gibi maddeler üretirler. Bu yüzden mangrov ağaçları aşırı bir kök sistemine sahiptir ve bu da onlara sanki uzun bacaklar üzerinde büyüyorlarmış gibi bir görünüm verir. Kökler, karbondioksidi diğer bitkiler gibi topraktan değil, doğrudan doğruya havadan alırlar.

Mangrov bataklıkları çok sayıda canlıyı barındırırken mangrov ağaçlarının kökleri de dalgaların ve gelgitlerin oluşturduğu erozyonu önler. Bu şekilde mangrov bataklıkları dünyadaki doğal yaşamın önemli bir parçasını oluşturur.